Anne Adayları Nasıl Beslenmeli - Kids&Gourmet Dergisi
Anne Karnındaki İkizlere Lazer

Anne Karnındaki İkizlere Lazer

Anne karnındaki 24 haftalık tek yumurta ikizleri arasında sorun yaratan ortak 6 damar, lazer ameliyatı ile düzeltildi. Anne karnındaki ikizler, bundan sonra normal gelişmelerini sürdürecek. Operasyon sonrası yetersiz gelişen bebek toparlandı. Ameliyatla birlikte erken doğum riski de ortadan kalktı.

SİBEL Sezer’in gebeliğinin 23’üncü haftasında saptanan sorun ‘ikizden ikize transfüzyon sendromu’ydu. İki bebek arasında ortak damarlar oluşmuştu. Yani birinden diğerine kan geçişi oluyordu. İkizlerin bebek ile anne arasındaki besin ve oksijen transferini sağlayan ve gebeliğin devamı açısından hayati olan plesantası tekti. Sonuçta bebeklerden biri az, diğeri çok gelişiyor, yeterince büyüyemeyen bebeğin ölmesi kaçınılmaz oluyordu.

Üstelik bu durum diğer bebeğin de normal gelişmesini bozabilirdi. Aralarında ortak damar olduğu için öbürünün tansiyonunda ani düşmeler nedeniyle beyninde hasar meydana gelebilirdi. Plasentası tek ve ortak damarları olan ikizleri bekleyen diğer bir risk ise erken doğumdu.

Tedavi için iki seçenek vardı. İlki rahimde biriken suyu alarak erken doğuma engel olmak. Ancak bu yöntem her zaman başarılı olmuyor. Çünkü soruna yol açan ortak damarlar duruyor. Su boşaltma işleminin 5-10 kere tekrarlanması gerekiyor. Diğer alternatif ise Avrupa’da az sayıda merkezde yapılan lazer uygulamasıyla damarların kapatılarak devre dışı bırakılması. Fetal Tıp Merkezi Direktörü Prof. Dr. Cihat Şen bu yolu seçti. Lokal anesteziyle yapılan ve yaklaşık bir saat süren operasyon, 34 yaşındaki anne Sibel Sezer’in karnına açılan 2 milimetrelik delikten rahimdeki bebeklere ulaşılarak yapıldı. Prof. Dr. Şen’in 5 yardımcısıyla birlikte gerçekleştirdiği operasyonu anne adayı Sezer de televizyon ve ultrason ekranlarından izledi.

Ameliyattan sonra kanı ortak damarlardan kardeşine kaçtığı için suyu azalan ve yetersiz beslenen bebek toparlanmaya başladı. Hareketlerinde de artış gözlendi. Ancak henüz tüm riskler sona ermedi. Sağlıklı bir doğum için ikizlerin 32-34 haftaya kadar anne karnında kalmayı başarması gerekiyor.

İkiz gebelikte neler oluyor?

Her 85 doğumda bir ikiz gebelik olur. Tüp bebeklerin artmasından sonra sıklık 50 gebelikte bire kadar çıktı. İkiz gebeliklerde bebeklerin plesantası ya ‘tek-ortak’tır ya da ‘çift-ayrı’dır. Plesantası ortak olanların yaklaşık dörtte birinde iki bebeğin damarları arasında ortak damar oluşuyor. Ve birinden diğerine kan geçişi oluyor. Dolasıyla biri az, öbürü çok gelişiyor. Bu noktadan itibaren ciddi sorunlar başlıyor. İkizden ikize transfüzyon sendromu (ikizden ikize kan geçişi sendomu) varsa, birinin suyu ve gelişimi az, diğerinin suyu ve gelişimi çok oluyor. Suyun fazlılığı rahmi gerdiği için bu durum ayrıca erken doğuma neden oluyor.
Kaynak
http://www.hurriyet.com.tr/yasam/3708815.asp

Sorun "Altyapı Eksikliği"

Avrupa Perinatoloji Birliği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Şen, Türkiye´de yaşanan anne ve bebek ölümlerinin altyapı eksikliği ve eğitimsizlikten kaynaklandığını söylerken, en son olarak İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir günde 13 bebeğin yaşamını yitirmesinin ardından yaşanan tedirginliğe farklı açılardan yorum getirerek, önemli bir konuya dikkati çekti…

Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Mavi Amfi'de ''2. Perinatoloji Günleri'' nedeniyle düzenlenen toplantıya, Avrupa Perinatoloji Birliği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Şen ve Türkiye Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Turgay Şener gibi önemli isimler katıldı.

Avrupa Perinatoloji Birliği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Şen, ''Avrupa'da sadece bir bebeğe ülkemizde ise 20 bebeğe bir hemşire düşüyor'' derken, son dönemde tüm kamuoyunun yakından ilgilendiği ve hala tartışılmaya devam eden bebek ölümleri ile ilgili çağrıcı açıklamalarda bulundu. Şen, Türkiye'de yaşanan anne ve bebek ölümlerinin altyapı eksikliği ve eğitimsizlikten kaynaklandığını söylerken, en son olarak İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir günde 13 bebeğin yaşamını yitirmesinin ardından yaşanan tedirginliğe farklı açılardan yorum getirerek, Türkiye’de tıp alanında yaşanan eksikliklere dikkati çekti. Şen, “Eğitim noktasında Avrupa’dan geri değiliz. Burada, Türkiye’nin bir eksiği yok. Eksik, altyapının ihtiyaca cevap verememesi. Sağlık Bakanlığı’nın buna önem vermesi lazım” dedi.

“YAŞANANLAR NOKTASINDA ASIL SORUMLULUK DOKTORLARA AİT DEĞİL”

Türkiye Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Turgay Şener ise konuyu değerlendirirken, Türkiye’de yardımcı sağlık personel sıkıntısının önemli boyutlarda olduğunu ifade ederken, son yaşanan bebek ölümlerinde doktorların sorumlu gösterilmesine karşı çıktı.

Şener’in konuya dair değerlendirmeleri şöyle:

“Öncelikle alt yapıda eksikliklerimiz var. Fizik koşullar şu aşamada yeterli değil. Bunun iyileştirilmesi gerekiyor. Sağlığa ayrılan bütçenin arttırılması lazım. Bunun yanında yardımcı sağlık personeli noktasında sıkıntılar var. Dolayısıyla, basına yansıyan olayın önemli bir kısmında personel noktasındaki eksiklik var. Yani burada Bakanlığın iddia ettiği gibi, sorumlular listesinde doktorların birinci sırada olduğu düşünmüyorum. Doktorlar iyi bir organizasyon çerçevesinde ülke çapına dağıtılabilir ama alttan gelen hizmet grubu olarak, yardımcı sağlık personelinin mutlaka arttırılması gerekiyor. Yurt dışına baktığınız zaman, bugün bir bebeğe hemen hemen 1 hemşire hizmet veriyor. Ama bize baktığınız zaman, 10 bazen de 20 bebeğe bir hemşire hizmet vermeye çalışıyor. Dolayısıyla bu şartların mutlaka iyileştirilmesi lazım ki verilen hizmetin kalitesi artsın. Zaten yakından bakıldığında, tıbbi bilgi ya da tıbbi ekipman olarak bir çok alanda eksiğimizin olmadığı da görülür…”

“100 BİN GEBEDEN 38’İ ÖLÜYOR…”

Toplantının devamında konuşan ve Türkiye'de 100 bin gebeden 38'inin öldüğünü ifade eden Prof. Dr.Şen, konuşmasına devamla şunları söyledi:

''Hedefimiz bunu 100 binde 10'un altına indirmek. Dünyadaki tüm kuruluşlar, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini, anne ve bebek ölüm oranlarıyla ölçüyor. Çünkü topluma verilen hizmet ve kaynak, direkt buna yansıyor. Bu rakamları daha da aşağı çekmek için sivil toplum örgütü ve derneklerle iş birliği içerisinde çalışmalıyız. Ülkemizde ölümlerin nedeni olan eksiklikleri ortadan kaldırmalıyız. Bunun için öncelikle sağlığa ayrılan 2.2 bütçenin arttırılması gerekiyor. Çünkü bu rakamla asla altyapı eksikliklerini tamamlayamayız. Avrupa'da sadece bir bebeğe ülkemizde ise 20 bebeğe bir hemşire düşüyor. Bu çok kötü bir rakam. Personel sıkıntısını bir an önce halletmeliyiz.''

Hekimlerin eğitim açısından Avrupa standartlarını yakaladığını vurgulayan Prof. Dr. Şen, hatta bazı konularda onları geçtiğini söyledi.

Prof. Dr. Şen, daha sonra ''Nukata Kalınlık ve İkili Tarama'' konusunda katılımcılara bilgi verdi.

Her yıl dünyada 1,5 milyon gebeliğin olduğunu vurgulayan Prof. Dr.Şen, bunların yaklaşık 3 binin down sendromu olarak doğma riskinin bulunduğunu kaydetti.

Anne yaşının artmasıyla down sendromlu bebek doğum riskinin o oranda arttığının altını çizen Prof. Dr. Şen, testlerin düzenli olarak yapılması gerektiğini belirtti.

MKÜ Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ertuğrul Eğilmez, Perinatolojinin gebe, anne karnındaki bebek ve yeni doğan bebeğin özel bilgi ve deneyime gereksinim duyan sorunlarıyla uğraşan, sağlıklı nesiller elde edilmesinde toplumsal politikaların oluşturulmasında bilimsel çözümler üreten bir bilim dalı olduğunu söyledi.

Türkiye'de perinatoloji hizmetlerinin yeterli düzeyde olmadığını ifade eden Prof. Dr. Eğilmez, bu konuda gerekli çalışmaların yapılmasını, anne ve bebek ölümlerinin bu şekilde azaltılabileceğini vurguladı.

“HATAY RİSKLİ BİR NOKTADA…”

MKÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi Hakverdi ise, Hatay'ın doğum hızı yüksekliği, akraba evlilikleri ve Akdeniz anemisi hastalığı nedeniyle anormal seyreden gebelik ve bebekler yönünden riskli bir yer olduğunu söyledi.

Hakverdi konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bölgemiz, doğum hızı yüksekliği, akraba evlilikleri ve Akdeniz anemisi hastalığı gibi nedenlerden dolayı, anormal seyreden gebelikler ve bebekler yönünden risk taşımaktadır. Bu nedenle bölgemizde hizmet veren kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının oluşan gebelikleri yönetmede problemlerle karşılaşması muhtemeldir.

Anabilim dalımızda normal ya da anormal seyreden gebelikleri yönetme konusunda ayrıntılı ve renkli ultrason yapabilmekteyiz. Ayrıca riskli gebeliklerde amniyosentez (bebek su kesesinden tahlil için su alınması) uygulamaktayız. Perinatoloji alanındaki çalışmalarımızdan başka onkoloji alanında, rahim ve yumurtalık kanseri ameliyatlarını da başarıyla yapmaktayız. Ayrıca ürojinekoloji alanında, kadınlarda sarkma ve idrar kaçırmaya yönelik ameliyatları da uygulamaktayız. Kısırlık ile ilgili olarak yumurtalıkları çalıştırıp, suni aşılama yapmaya kadar hizmetleri değerli halkımıza sunmaktayız. Anabilim dalımızda 4 öğretim üyesi ve 8 araştırma görevlisiyle bu hizmetler yürütülmektedir. Kadın hastalıkları ve doğum anabilim dalı olarak bölgemizdeki hastalara araştırma hastanemizde çağdaş sağlık hizmeti sunmak için yoğun çalışma ve gayret içindeyiz.”

Konuşmaların ardından oturum başkanlığını Türkiye Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Turgay Şener'in ve yaptığı Prof. Dr. Cihat Şen ve Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ebru Tarım'ın konuşmacı olarak katıldığı 'Çoğul Gebeliklerde 1. Trimester Taraması'' konusunda panel düzenlendi.   Kaynak
http://www.hataykentgazetesi.com/default.asp?Sayfa=HaberDetay&id=5694

http://www.basakgazetesi.com/news.php?id=9159

Sezaryenle Doğuma Dikkat!

Sezaryenle Doğuma Dikkat!

Türkiye'de sezeryanle doğum ortalamaların üzerinde seyrediyor.   Sezanyanla doğuma dikkat Avrupa Perinatoloji Birliği Başkanı Prof. Dr. Cihat Şen, Türkiye'de sezaryenle doğum oranının çok yüksek olduğunu belirterek, “Sezaryenle doğum birkaç gün erken bile yapılsa bebeğin akciğerinin dış dünyaya uyum sağlamasında birtakım sıkıntılar yaratıyor” dedi.

Sezaryanla doğuma dikkat

Avrupa Perinatoloji Birliği Başkanı Prof. Dr. Cihat Şen, Türkiye'de sezaryenle doğum oranının çok yüksek olduğunu belirterek, “Sezaryenle doğum birkaç gün erken bile yapılsa bebeğin akciğerinin dış dünyaya uyum sağlamasında birtakım sıkıntılar yaratıyor” dedi.

Prof. Dr. Şen, Mustafa Kemal Üniversitesinde düzenlenen “2. Perinatoloji Günleri” için geldiği Hatay'da, Türkiye'de yılda 1,5 milyon doğumun meydana geldiğini, bunun yaklaşık yüzde 30-40'ının sezaryenle yapıldığını söyledi.

Türkiye'de kadınların daha kolay olarak düşündükleri sezaryenle doğumu tercih etme oranının çok fazla olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Şen, şöyle devam etti:

“Normal doğum doğal ve fizyolojik bir süreç, sezaryen ise gerektiğinde yapılan bir ameliyattır. İyi bir ekip ve doğum için tamamlanan günde işlem gerçekleştirilirse hem sezaryen hem de normal yolla doğum bebek için sağlıklı olur. Maalesef anne adayları sabırsız ve zahmete katlanmama, bir an önce doğumdan kurtulma düşüncesiyle sezaryeni tercih ediyor. Sezaryen ile yapılan çoğu doğum, günü gelmeden, doğuma 15-20 gün kala gerçekleştiriliyor. Oysa sezaryenle doğum birkaç gün erken bile yapılsa bebeğin akciğerinin dış dünyaya uyum sağlamasında birtakım sıkıntılar yaratıyor. Bunun için doğumun planlı şekilde yapılması gerekiyor. Normal doğumda anne adayları günü geldiğinde sancı çekmeye başlıyor. Ancak bu ağrılı sancılı süreç bebeğin dış dünyaya uyumunu hazırlıyor. O yüzden tıbbi açıdan gerekmedikçe sezaryene başvurulmaması lazım.”

Annenin normal doğumdan sonra daha kısa sürede iyileştiği, sezaryenden sonra bu sürecin daha fazla zaman aldığını bildiren Prof. Dr. Şen, ayrıca normal doğumda annenin kanama, enfeksiyon, organ ve doku hasarı riskinin sezaryene göre daha düşük olduğunu kaydetti.

“NORMAL DOĞUM DAHA MASRAFLI”

Son yıllarda eğitimli ve bilinçli anne adaylarının normal doğumu tercih etmeye başladığını ifade eden Prof. Dr. Şen, ancak hala istenilen düzeye gelinemediğini söyledi.

Prof. Dr. Şen, astım, tansiyon hastalığı bulunan anne adaylarının kesinlikle sezaryenle doğumu tercih etmemesi gerektiğini, ayrıca sezaryenle doğumun ikinci bebeklerde anne için risk oluşturduğunu kaydetti.
Kaynak
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/462340.asp
http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/10116177.asp
http://www.tulyum.com/haber-Sezaryanla-doguma-dikkat-2195/

Gebelik İşlemleri

Türk Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cihat Şen, Türkiye'de 10 yıl öncesine kadar gebelik nedeniyle anne ölümleri 100 binde 200 iken, bu rakamın 100 binde 38'e gerilediğini bildirdi.
Türk Perinatoloji Derneğince Antalya'da düzenlenen 11. Ulusal Perinatoloji Kongresiyle ilgili AA muhabirine bilgi veren Türk Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cihat Şen, yaklaşık 500 hekimin katıldığı kongrede 80 ayrı oturumun gerçekleştirileceğini belirtti.

Kongrede hekimler arasında bilgi alışverişinin yapıldığını ve alınan bazı kararların uygulamaya geçirilmesinin tartışıldığını kaydeden Prof. Dr. Şen, şunları söyledi: "Türkiye'de 10 yıl öncesine kadar gebelik nedeniyle anne ölümleri yüz binde 200 oranındayken, devlet kurumlarının ve derneklerin çalışmasıyla bu rakam yüz binde 38'e indirildi. Dünya ölçeğinde her yıl gebelik nedeniyle 500 bin anne ölüyor. Bu, günde 1500'e yakın kadın gebelik nedeniyle ölüyor demektir. Ama önemli olan, bunların yaklaşık yüzde 85'i gelişmekte olan, ekonomisi ve şartları iyi olmayan ülkelerde meydana gelmesi...

Türkiye gibi ülkelerde bu oran daha az. Düşünün ki her gün 3 jumbo jet dolusu anne, gebelik nedeniyle ölüyor. Bugün bir jumbo jet düşse bütün gazetelere manşet olur. Ama bu olay çok az haber oluyor. Nedeni, yıllardır bu bilindiği halde, bu konuda sonucu değiştirecek çalışmalara yeterli kaynak ve ilgi aktarılmamasıdır. Bugün Türkiye'de 100 bin gebeden 38'i ölüyor, hedefimiz bunun 100 binde 10'un altına indirmektir. Dünyadaki tüm kuruluşlar, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini, anne ve bebek ölüm oranlarıyla ölçüyor. Çünkü topluma verilen hizmet ve kaynak, direkt buna yansıyor."

Planlı Gebelik Önemli
Kongreden bazı önemli başlıkların çıkarılabileceğini belirten Prof. Dr. Şen, gebeliğin planlı yapılmasının çok önemli olduğunu, annede herhangi bir sağlık sorununun bulunması halinde gebe kalınmamasının gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Şen, şöyle devam etti: "Gebeliğin ikinci ya da üçüncü ayında mutlaka doktor kontrolünden geçilmelidir. Bu muayenelerde, bebeğin görünüm olarak normal mi, yoksa önemli bir sorunu var mı, söyleyebiliyoruz. Hatta önemli anormalliklerin yarısının tanısını koyabiliyoruz. Bazı problemler var ki anne karnında başlıyor. Eğer anne karnında başladığı dönemde teşhisi konulursa tedavisi de anne karnında yapılırsa bebek sağlıklı doğabiliyor."

Prof. Dr. Şen, 300 bin el kitabı hazırladıklarını ve gebe kalmadan önce ve gebe kalındığında yapılması gerekenlerin bu kitapta yer aldığını, ayrıca muayene kitapçığı dağıttıklarını söyledi.

Kongreden Yeni Uygulamalar
Kongrede bazı kararların alındığını da kaydeden Prof. Dr. Şen, bunların başında, tüp bebek uygulamasında, anne rahmine iki embriyodan fazla embriyo konulmaması geldiğini söyledi. Prof. Dr. Şen, "Tüp bebek uygulamalarında, rahime iki embriyodan fazla embriyo konulmaması görüşülerek, karara bağlandı. Çünkü ikiden fazla konulduğu zaman ikiz, üçüz ve beşiz olabiliyor, çok erken doğduğu için ya yaşayamıyor ya da beyin hasarı meydana geliyor" dedi.

İkiz gebeliklerde yaşanan bazı problemlerin çözümü konusunda yeni teknikler hakkında bilgi veren Prof. Dr. Şen, şunları söyledi: "Şayet ikiz gebeliklerde, bebeğin eşi tekse onlarda ciddi problem oluyor. Bir bebek gelişiyor, diğeri gelişmiyor. Bu bebeklerin anne karnında tedavisi yapılıyor. Bu tedaviyi Türkiye'de 2, Amerika'da 5, Avrupa'da ise 6 merkez anne karnında ameliyat yaparak, çözebiliyor."

Prof. Dr. Şen, Türkiye'deki kadın doğum uzmanlarının, dünya seviyesini yakaladığını ve bazı konularda onları geçtiğini de ifade etti.

Avrupa'da her bebeğe ülkemizde ise 20 bebeğe bir hemşire düşüyor

A- Avrupa Perinatoloji Birliği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Şen, "Avrupa'da her bebeğe ülkemizde ise 20 bebeğe bir hemşire düşüyor" dedi.
PROF. DR. Şen, Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Mavi Amfi'de "2. Perinatoloji Günleri" nedeniyle düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'de yaşanan anne ve bebek ölümlerinin altyapı eksikliği ve eğitimsizlikten kaynaklandığını söyledi.
Türkiye'de 100 bin gebeden 38'inin öldüğünü ifade eden Prof. Dr.Şen, şöyle devam etti:

"Hedefimiz bunu 100 binde 10'un altına indirmek. Dünyadaki tüm kuruluşlar, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini, anne ve bebek ölüm oranlarıyla ölçüyor. Çünkü topluma verilen hizmet ve kaynak, direkt buna yansıyor. Bu rakamları daha da aşağı çekmek için sivil toplum örgütü ve derneklerle iş birliği içerisinde çalışmalıyız. Ülkemizde ölümlerin nedeni olan eksiklikleri ortadan kaldırmalıyız. Bunun için öncelikle sağlığa ayrılan 2.2 bütçenin arttırılması gerekiyor. Çünkü bu rakamla asla altyapı eksikliklerini tamamlayamayız. Avrupa'da sadece bir bebeğe ülkemizde ise 20 bebeğe bir hemşire düşüyor. Bu çok kö tü bir rakam. Personel sıkıntısını bir an önce halletmeliyiz."
Hekimlerin eğitim açısından Avrupa standartlarını yakaladığını vurgulayan Prof. Dr. Şen, hatta bazı konularda onları geçtiğini söyledi.

Prof. Dr. Şen, daha sonra "Nukata Kalınlık ve İkili Tarama" konusunda katılımcılara bilgi verdi.
Her yıl dünyada 1,5 milyon gebeliğin olduğunu vurgulayan Prof. Dr.Şen, bunların yaklaşık 3 binin down sendromu olarak doğma riskinin bulunduğunu kaydetti.
Anne yaşının artmasıyla down sendromlu bebek doğum riskinin o oranda arttığının altını çizen Prof. Dr. Şen, testlerin düzenli olarak yapılması gerektiğini belirtti.
MKÜ Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ertuğrul Eğilmez, Perinatolojinin gebe, anne karnındaki bebek ve yeni doğan bebeğin özel bilgi ve deneyime gereksinim duyan sorunlarıyla uğraşan, sağlıklı nesiller elde edilmesinde toplumsal politikaların oluşturulmasında bilimsel çözümler üreten bir bilim dalı olduğunu söyledi.
Türkiye'de perinatoloji hizmetlerinin yeterli düzeyde olmadığını ifade eden Prof. Dr. Eğilmez, bu konuda gerekli çalışmaların yapılmasını, anne ve bebek ö lümlerinin bu şekilde azaltılabileceğini vurguladı.

MKÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi Hakverdi'de, Hatay'ın doğum hızı yüksekliği, akraba evlilikleri ve Akdeniz anemisi hastalığı nedeniyle anormal seyreden gebelik ve bebekler yönünden riskli bir yer olduğunu söyledi.
Konuşmaların ardından oturum başkanlığını Türkiye Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Turgay Şener'in ve yaptığı Prof. Dr. Cihat Şen ve Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ebru Tarım'ın konuşmacı olarak katıldığı 'Çoğul Gebeliklerde 1. Trimester Taraması" konusunda panel düzenlendi.
Toplantının yarın da devam edeceği bildirildi.

Kaynak
http://www.medyatara.com/1777456_avrupada_her_bebege_turkiyede_ise_20_bebege_bir_hemsire_dusuyor.html

 

Hemşerimiz Cihat Şen ayakta alkışlandı

Yurdun dört bir yanında bir çok alanda başarı elde etmiş övünç kaynakları olan hemşerilerimiz vardır. Bunlardan biri Prof. Dr. Cihat Şen hoca. Geçtiğimiz haftalarda yapılan kongre de, Dünyanın bir çok yerinden katılan iki binden fazla doktor, hemşerimiz Prof. Dr. Cihat Şen'in ayakta alkışladı. Avrupa Perinatoloji, Birliği'nin 2 yıllık aralıklarla yapılmakta olan Avrupa Perinatoloji kongresi, 2008 - 2010 dönemi başkanı Prof. Dr. Cihat ŞEN ve dışişleri bakanlığımızın desteğiyle genel kurulda ülkemize kazandırılmıştır.Kongre Prof. Dr. Cihat ŞEN'in başkanlığında 10-13 Eylül 2008 tarihlerinde İstanbul, Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde gerçekleştirildi. Anne ve çocuk sağlığı açısından önemli gelişmeler ve görüşlerin tartışıldığı, sorunların tespit edildiği ve olası çözümlerin Avrupa ve Dünya ölçeğinde ele alındığı kongreye Türkiye ve Dünya'nın pek çok ülkesinden 2000 doktor katıldı.

İstanbul'umuzun adının verildiği anne ve karnındaki bebeğin hakları ve gözetilmesi gereken durumların belirlendiği bir belge niteliğindeki İstanbul Deklarasyonu Dünya'da Perinatoloji konusunda uzmanların oluşturduğu uluslar arası bir komite tarafından hazırlanmış olup, Avrupa ve Dünya kamuoyuna duyuruldu. Kongre vesilesi ile çoğunluğu aileleri ile birlikte İstanbul'a gelen katılımcılar ve uluslararası konuşmacılar kongrenin bilimsel anlamda kalitesi çok yüksek bir kongre olduğunu belirterek, Avrupa Perinatoloji Derneği Birliği Başkanı Prof.Dr. Cihat ŞEN'e teşekkürlerini sunmuşlardır.Abisini yalnız bırakmadıDünya ve Avrupa Perinatoloji Birliği başkanı Prof. Dr. Cihat Şen'in kardeşi Mimar Nihat Şen, abisinin başkanlığını yaptığı kongre de kendini yalnız bırakmadı. Haklı bir gurur yaşayan Mimar Nihat Şen, memleketimizin bu ve buna benzer değerlere sahip çıkmalarını, bu isimler kolay yetişmiyor diyerek kıymet bilinmesi gerektiğini söyledi. Kendisi de önemli bir kurumun başında olan Mimar Nihat Şen, İstanbul Mimarlar ve Mühendisler Birliği başkanlığını yürütmekte.

Kaynak
http://www.unyehaberpostasi.com/index.php?option=com_content&view=article&id=116:hemerimiz-cihat-en-ayakta-alkland&catid=35:politika-sivil-toplum&Itemid=2

Günde 1500 anne ölüyor

Türk Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cihat Şen, Türkiye'de 10 yıl öncesine kadar gebelik nedeniyle anne ölümleri 100 binde 200 iken, bu rakamın 100 binde 38'e gerilediğini söyledi.
Dünyada her yıl gebelik nedeniyle 500 bin annenin öldüğünü vurgulayan Şen, "Bu, günde 1500'e yakın kadın gebelik nedeniyle ölüyor demektir. Bunların yaklaşık yüzde 85'i gelişmekte olan, ekonomisi ve şartları iyi olmayan ülkelerde meydana geliyor. Düşünün ki her gün 3 jumbo jet dolusu anne, gebelik nedeniyle ölüyor. Bugün bir uçak düşse bütün gazetelere manşet olur. Ama bu çok az haber oluyor" dedi.
Türkiye'nin hedefinin anne ölümlerinin 100 binde 10'un altına indirmek olduğunu belirten Şen, "Dünyadaki tüm kuruluşlar, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini, anne ve bebek ölüm oranlarıyla ölçüyor" diye konuştu.

Kaynak
http://www.milliyet.com.tr/2007/04/30/yasam/yas04.html

Yediz olayında etik olmayan durumlar

Türk Perinatoloji Derneği, bebeklerin ölümüyle sonuçlanan yediz gebelik olayında, gebeliği takip eden hekimin olayı basına malzeme yapmasını eleştirdi. Yapılan açıklamada, “Bu meslektaşımızın böyle bir etik ve ahlak sınırlarını aşan bir yaklaşım içinde olma gayretini ya da böyle bir görüntü içine düşmüş olma özensizliğini kınıyoruz” denildi.
Türk Perinatoloji Derneği Başkanı ve Avrupa Perinatoloji Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Cihat Şen, dernek adına yaptığı açıklamada, erken dönemde basına konu olmanın sonucunda oluşan değişik yaklaşımlar nedeniyle, ailenin sağlıklı ve canlı bebek elde etme şansını kullanamadığını bildirdi. Daha 6-7 haftalık gebe iken olgunun basına malzeme yapılmasının çok da masum bir yaklaşım olmadığını belirten Şen, bu davranışın hem tıbbi etik hem de meslek etiği açısından sorgulanması gerektiğini ifade etti. Şen, “Tıbbi açıdan yapılması gereken ve önerilen yaklaşımları göz ardı ederek, gebeliğin yediz sürmesi ile ikize indirilerek elde edilecek fayda ve sonuçlar birbirinden ayrılamamıştır” dedi.

Çoğul gebelik başarısızlıktır
10. Ulusal Perinatoloji Kongresi ve Uluslararası Çoğul Gebelik Çalıştayı sonucunda, “uygulanan tedavilerle, 2’den fazla çoğul gebeliklerin oluşmasının, başarıdan ziyade bir uygulama başarısızlığı kabul edilmesinin” vurgulandığını dile getiren Şen, şunları kaydetti:
“Esas arzulanan yaklaşımın, tüp bebek uygulamalarında rahime sevkedilen embriyo sayısında kısıtlamanın getirilmesidir. Konunun uzmanlarının tamamının katılımı ile, sevk edilen embriyo sayısının 2 ile kısıtlanması kararı alınmıştır. Avrupa’nın pek çok ülkesinde bu karar halen uygulanmaktadır. Ülkemizde kontrol edici mekanizma Sağlık Bakanlığı’dır. Bu sözü edilen bilimsel verilere dayalı tavsiye kararları gerekli yerlere iletildiği halde, halen ülkemizde bu yönde bir uygulama işleme konulmamıştır. Nadir görülen bir olgu olması nedeni ile basının ve toplumun ilgisini çeken yediz yanında, ülkemizde pek çok sayıda üçüz, dördüz, beşiz olguları görülmektedir. Kontrol ve bilimsel temele dayalı uygulamaların olmadığı şartlarda, maalesef bu tür olgular ile karşılaşmamız kaçınılmaz olmaktadır. Halbuki bunların tümü kaçınılabilir, önlenebilir durumlardır. Yeter ki bilimsel veriler ışığında yol alınsın.” Ankara

Kaynak
http://www.medimagazin.com.tr/haber_33013.html