12
- Ocak
2011
Yazan: Cihat Şen
Gebeliğe Hazırlık için yorumlar kapalı
Gebeliğe Hazırlık

“Adet gören, cinsel ilişkide bulunan ve etkin bir korunma yöntemi uygulamayan her kadın gebe kalmaya adaydır ya da gebe kalmak istiyordur.”

Bu söylem, bir önyargı ya da kuramsal söyleyişden ziyade, günlük yaşamda her gün karşı karşıya olduğumuz bir yaşam gerçeğidir. Yukarıda verilen bu söylemi dile getirmenin amacı; adet döngüsünün yumurtlamayı takibeden ikinci yarısında, özen gösterilmeyen bir durum yaşandığında ve olması beklenen adet kanaması gerçekleşmemesi sonrası yapılan muayene ile gebelik saptandığında işler karışmaktadır. Örneğin bir ilaç kullanımı ya da röntgen vb durum yaşandı ise, ya da gebelik ilk rahime yerleşme aşamasında bir sorun olasılığını yaşamış olgusu ile karşılaşmaktayız.

“En iyi ve en az sorunsuz gebelik planlanmış gebeliktir”

Bu ikinci söylem ise, gebeliğe hazırlığın önemli bir dayanağı olmalıdır. Her sağlıklı insanın kendi sağlığına özen göstermesinin gereği burada tekrar karşımıza çıkar. Sağlıklı şartlarda gebe kalmak, en iyi hazırlık ön şartı olarak yerini alır. Kızamıkçık aşısını olmak, folik asit tedbir tedavisine başlamak, kişisel ve ailesel risk faktörlerini (Kalıtımsal) ayırdına varmak, mevcut sağlık sorunlarının gebeliğe ve gebeliğin mevcut sağlık sorunları üzerine etkileşimlerinin ayırdına varmak, gebelik boyunca izlenmesi gereken yolun bilgi ve bilincine varmak gebeliğe hazırlığın en temel basamaklarıdır.

Mevcut durumdan kaynaklanan bir yüksek riskli gebeliğin önceden ya da gebelik seyrinde ortaya çıkacak yüksek riskli durumların bilincinde olmak ise, gebeliğe hazırlanmanın önemli gereklerindendir.

Bazı örnek durumlar,

Hap kullanan şeker hastalarının, gebelikte önce insüline geçmeleri ve şeker düzeylerini 80-120 aralığında tutmalarında fayda vardır. İnsülin kullanmakta olan şeker hastalarının ise, uzun etkili ve tek yada iki doz insülin yerine, öğünlerde kristalize ve gece yatmadan uzun etkili olmak üzere insülin şemasına geçmeleri gerekmektedir. Ayrıca böbrek-kalp-göz gibi organ muayenelerini tekrarlamaları elzemdir. Şeker kontrolü iyi olmayan gebeliklerde doğumsal anomaliler, düşükler, iri bebek, doğumda problemlerin görülme sıklığı önemli ölçüde artar. Yukarıda belirtilen hazırlığın yapılması ile büyük ölçüde şeker hastası olmayan gebelerde olduğu gibi gebelikleri sorunsuz seyredebilir.

Tansiyon hastalarının kullandığı bazı ilaçların gebelikte kullanılması sakıncalıdır. Böyle durumlarda gebelikte kullanılabilen ilaçlara önceden geçmek, tansiyonu kontol altına almak, tansiyon hastalığı nedeni ile olan organ problemlerinin ivedilikle optimal düzeye getirilmesi, hem bebeğin hem de gebenin sağlık kalitesini düzeltecektir.

Epilepsi hastalarının ilaçlarını bırakmamaları gereklidir, ancak ilacının tipi ve dozu belki değiştirilmek durumunda olabilir. Bu durumu doktorları ile tartışmalı ve ayrıntılı bilgilendirmeyi onlardan istemelidir. Gebeliğin 18-22 haftalarında fetal ekokardiografi (bebeğin kalp muayenesi) nin yapılması, bu hastalarda önem arz eder.

Kan sulandırıcı ilaçlardan hap kullananlarda (özellikle erken gebelikte) doğumsal anomaliler olasılığı artmıştır. Bu nedenle eğer mutlaka tedavi gerekiyorsa, heparin-iğne tedavisine geçmeleri gereklidir.

Tiroid hastalarında, özellikle erken gebelikte tiroid bezinin gebelik nedeni ile fazla çalışmasına bağlı olarak çarpıntı vb yakınmaları artacak ya da alevlenecektir. Tiroid bezi aşırı çalışanlarda, bunu dengelemek için propisil-tiourasil kullananların bu durumu doktoru ile ayrıntısı ile görüşmelidir ve bilgisini talep etmelidir. Gebelikte kullanılabilir ancak kontrol altında kullanmak gereklidir ve anne karnında bebeğin bu duruma özgü takibi yapılmalıdır.  Tiroid bezi az çalışanlarda durum farklıdır. Tiroid bezi az çalışanlar, bu duruma karşı eksik olan hormonu ilaç olarak almaktadırlar ve almaya devam edebilirler. Kullanılan tiroid bezi ekstresi haplarının bebeğe geçmesi ve etkilemesi söz konusu değildir. Tiroid bezinin az çalıştığı durumlardan Hashimoto Hastalığı farklı bir özellik arzeder. Burada hasta kişinin vücudu kendi tiroid bezinin çalışmasını engelleyen bir zararlı madde salgılar ve çalıştırmaz. Bu madde gebelikte plasentayı geçerek anne karnındaki bebeğin tiroidinin çalışmasını da engelleyebilir. Halbuki gebeliğin 25-26 haftalarından sonra bebeğin gelişmesi ve özellikle beyin gelişmesi için tiroid hormonu çok önemlidir. Bu durumun bebekte oluşup oluşmadığı araştırılabilir ve gerekirse anne karnında ilaç verilebilir.

Ailede doğumsal kalp hastalığı olanların, gebelikte fetal ekokardiografi yaptırmasında fayda vardır. Çünkü bu ailelerde bebekte doğumsal kalp anomali riski artmıştır. Eğer hamilenin kendi kalp hastası ve ilaç kullanıyor ise ilaçları yönünden planlama yapmalıdır. Kalp fonksiyon durumunu baktırmalı ve eğer bir müdahale-tedavi gerekli ise bunu yaptırıp sonra gebe kalmaları keni yaşam kaliteleri açısından yararlıdır.

Kızamıkçık aşısı olanların, gebelikte kızamıkçık olasılığı açısından önemli ve akıllı bir iş yaptırmış olduklarını söylemek yerine olacaktır. Kızamıkçık için bağışık olmayanların gebelikten önce aşı olmaları önemli ve akıllıca bir hareket olur. Çünkü gebelikte geçirildiğinde, anne karnındaki bebeğe ciddi hasar verme olasılıkları yüksektir.