Öne çıkarılan yazı

Fetal DNA testi

Genom projesinden sonra pek çok yeni gelişme klinik uygulamaya girmiştir. Moleküler genetik çalışmalarının günlük uygulamalara sokulması ve giderek maliyetlerin düşmesi ile kromozom ve genetik bozuklarının tanısında olduğu kadar, tarama testleri olarak kullanıma girmesi ayrı bir gelişme olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Down Sendromu-Trizomi 21, Edward Sendromu-Trizomi 18, Patau Sendromu-Trizomi 13, cinsiyet kromozomu-X/Y bozuklukları, triploidi, kaybolan ikiz eşi için anne kanında saptanan fetal ya da plasentadan kaynaklanan serbest DNA ölçümleri ile tarama testleri uygulama alanına girmiştir. Bu tarama testleri tanı testleri değildir ancak tanısal değerde olmasa da %99’a yakın değerde hassasiyet sahiptir. Bu nedenle diğer tarama testlerinden ayrışmaktadır. Önemli farklarından en başta geleni, kesin tanı için gerekli olan CVS ya da amniosentez yapılması gerekliliğinin çok azalmış olmasıdır. Böylece normal gebeliklerin düşük olması olasılığının belirgin ve çok anlamlı ölçüde azalmış olmasıdır.

Yukarıdaki durumların yanında bugüne değin tarama programında olmayan ve ultrason ile bulgu vermeyen delesyon sendromları için de artık risk aynı fetal DNA testi ile hesaplanabilmektedir. Bu sendromlardan en sık rastlananların başında DiGeorge, 1p36, Angelman, Prader Willi, Cri du Chat gelmektedir. Bu sendromlar hakkında ayrıntılı bilgilendirme için www.perinatalgenetics.com adresinden faydalanılabilinir.

Kromozom bozuklukları için aşağıdaki seçenekler söz konusudur ve ailelerin, bu seçeneklerden kendileri için en uygun olanı seçmeleri, en doğru yaklaşım olacaktır.

*Kesin tanı düşünülüyorsa CVS ya da Amniosentez tercih edilmelidir. Bu durumda 1/500 gebelik kaybı göze alınmalıdır.

*11-14 gebelik haftasında perinatal muayene ve PAPP-A/beta-hCG kan testi ve şayet 1/2500 den büyük risk durumunda fetal DNA testi

*11-14 gebelik haftasında perinatal muayene ve fetal DNA testi

*Şayet 11-14 hafta muayene dönemi kaçırıldı ise 15-21 gebelik haftalarında perinatal muayene ve dörtlü kan testi ve şayet 1/2500 büyük risk durumunda fetal DNA testi

*15-21 gebelik haftasında perinatal muayene ve fetal DNA testi

perinatal-genetics-logo

Öne çıkarılan yazı

Gebelikte yapılması gereken testlerin zaman hesaplamaları

Aşağıdaki formu kullanarak gebeliğiniz boyunca yaptırmanız gereken testlerin zamanlarını hesaplayabilirsiniz. Hesaplama aracını kullanırken bilgisayarınızın tarih ve saatinin doğru olduğuna emin olunuz. Aşağıdaki araç muayene tarihleriniz için size fikir vermesi açısından hazırlanmıştır.

Detaylı tarihler için lütfen hekiminize başvurunuz.

Muayene Tarihinizi Hesaplayın!
Lütfen aşağıdaki formu doldurup “Hesapla” butonuna basınız.
Muayene Türü
11-14 Hafta Testleri
Ayrıntılı Tarama Zamanı
3’lü, 4’lü Test Zamanı
Şeker Taraması
Beklenen Doğum Tarihi
Son Adet Tarihiniz
Sonuç
Gebelik Haftası
Dikkat:
Bilgisayarınız bugünün tarihini
olarak gösteriyor. Hesaplayıcı tarama zamanınızı bu tarihe göre hesaplayacak.
Tarih yanlışsa hesaplamaya geçmeden önce bilgisayarınızın tarih ayarlarından
gerekli değişiklikleri yapınız.
Öne çıkarılan yazı

Çoklu Gebeliklerin Riskleri

Plasentaların ayrı olduğu ikiz gebelikler ile plasentanın ortak-tek olduğu ikiz gebeliklerin özellikleri ve sonuçları farklı olmaktadır.

Plasentanın ayrı olduğu olgularda, tekil gebeliklere göre sorunlar artmıştır ve yaklaşık olarak düşükler %2, anne karnında bebek kayıpları %2, gelişme-kilo geriliği %20, ciddi erken doğumlar %5, organ defektleri-anomalileri % 1 olarak görülmektedir.

Halbuki; plasentanın ortak-tek olduğu olgularda, tekil gebeliklere ve hatta diğer ikiz gebeliklere göre sorunlar daha da artmıştır ve yaklaşık olarak düşükler %10, anne karnında bebek kayıpları %4, gelişme-kilo geriliği %30, ciddi erken doğumlar %10, organ defektleri-anomalileri % 4 olarak görülmektedir.

Üçüz gebeliklerde ise ; ikiz ve tekil gebeliklere göre sorunlar daha belirgin olarak artmıştır ve yaklaşık olarak düşükler %3, anne karnında bebek kayıpları %6, gelişme-kilo geriliği %50-60, ciddi erken doğumlar %20, beyin-göz hasarı gibi ciddi sorunlar % 2 olarak görülmektedir.

Bu nedenlerle çoğul gebeliklerin izlenmesi ve ortaya çıkacak ya da çıkan sorunların çözümü özellik arz etmektedir.

Öne çıkarılan yazı

Detaylı – Ayrıntılı Ultrasonografi

Erken Anomali Taraması

9. Hafta

Embriyo 23-31 mm’ye ulaşır ve embriyo hareketleri izlenir. Gövde büyük bir kafaya sahip olan eliptik bir yapıya dönüşmüştür. Abdominal duvar belirgindir, ağız görülebilir, profilden görüntü alınabilir. Ekstremiteler uzamıştır. Eller ve ayaklar birbirlerine çok yakındır ve temas halindedirler. Ayak tabanları sagital planda birbirine bakarlar. Lateral ventriküller belirgindir, içlerini dolduran koroid pleksuslar ise en iyi olarak 9 hafta 4 günde parasagital planda görüntülenebilirler. Hemisferler ile eş zamanlı olarak çok hızlı büyürler ve ventrikülün tamamını doldururlar. Korteks düzgün ve hipoekojendir. Diensefalon boşluğu daralırken, mezensefalon hala geniştir. Rombensefalonun lateral genişliği artar ve burayı iki ayrı parça halindeki serebellum hemisferleri doldururlar. Dokuzuncu haftada kalp hızı artar ve dakikada 175’e ulaşır. Sekizinci hafta ortalarından 10. hafta ortalarına kadar tüm embriyolar fizyolojik barsak herniasyonu gösterirler. Bu da en iyi olarak 9. haftada geniş hiperekojen bir kitle olarak görülür. Herniasyonun çapı genelde 6.3 mm’den daha fazla değildir. Dokuzuncu haftanın sonuna kadar embriyoların % 75’inde mide görülebilir. Henüz yutma işlemi başlamadığından, görülen hipoekojen alan midenin fizyolojik sekresyonudur. Aşırı dilatasyon, özofagus ve barsak atrezilerini düşündürür.

10-11. Hafta

Postembriyoner dönemin başlangıcındaki bu haftalarda embriyo 34-42 mm (10 hafta) ve 43-54 mm (11 hafta) ye ulaşır. Ön kafa çıkıntılı, oksiput düzdür. Gövde uzamıştır. Eller ve ayaklar ayırt edilir. Ayaklar normal pozisyonlarına gelmiştir. Lateral ventriküller hilal tarzında olup kafa boşluğunun ön tarafını doldururlar ve diensefalik boşluğu da gizlerler. Diensefalon hemisferler arasında yer alırken, mezensefalon kafa boşluğunun ortalarına doğru yer değiştirir. Üçüncü ventrikül önce genişler sonra gittikçe daralır. Serebellar hemisferler orta hatta bulunurlar. On hafta 3 günden sonra 4. ventrikül içinde serebellum ile yakın komşuluktaki koroid pleksus görüntülenebilir. Onbirinci haftada oksiputta kemikleşme başlar, bunu vertebralar takip eder. Kalpte 10. haftada hareketli kapakçıklar, interventriküler septum ve damar çıkışları görüntülenir. Kalp atım hızı 11. hafta sonunda dakikada 165’e iner. Bu haftalarda fizyolojik herniasyon geriler ve 11 hafta 5 günden sonra görülmez. Aortanın önünde iki çizgi halinde özofagus görülebilir. Bütün embriyolarda mide 11. haftadan itibaren görülmelidir.

Gebeliğin İlk Trimesterinde Fetal Anomaliler

Down sendromu fenotipik özelliklerinin ultrasonografi ile ortaya konulması gayretleri yıllardan beri sürmektedir. Bu nedenle fetal ultrasonografi esnasında fetal anatominin belirlenmesi ve varsa anomalilerin erkenden ortaya konulması klinik tercih olarak uygulamaya girmiştir. Bu muayene esnasında; intrauterin bir gebeliğin tesbit edilmesi, erkenden gebelik yaşının doğrulanması, erken missed abortus tanısı, çoğul gebeliklerde koryonik yapılanmanın ortaya konulması, varsa ciddi fetal anomalilerin erken dönemde tanınması ve nukal kalınlık ölçümü ile kromozom anomali taraması yapılması imkan dahiline girmektedir.

Gebeliğin 10-14. haftalarında bazı ağır fetal anomalilerin tanısı mümkün olabilmektedir. Anensefali, Ensefalosel, Hidrosefali, Holoprozen-sefali, Meckel-Gruber Sendromu, İniensefali, Spina Bifida, Major kalp anomalileri, Omfalosel, Gastroşisiz, Diafragmatik Herni, Renal agenezi, İnfantil polikistik böbrek, Hidronefroz, Megasistis, İskelet sistemi anomalileri, Kaudal Regresyon Sendromu ve diğer bazı anomali sendromlarının tanısı konulabilmektedir.

Birinci  trimester  ultrasonografi  ile  yapısal  anomalilerin  tanısında  % 50-60 sensitivite bildirilmiş, bu yönteme 2. trimester tarama da eklendiğinde sensitivite % 80’e çıkarılmıştır.

Kalp Anomalileri

En sık rastlanan konjenital anomali olup doğumdaki sıklık yaklaşık ‰ 3-4’dür. Bunların yarısı letal ya da cerrahi gerektiren major anomalilerdir. Ultrasonorafik muayenede kalbin 4-odacık görüntüsü bir tarama testi olarak kullanılabilir. Ancak bu yöntemle major kalp anomalilerinin ancak % 25-60’ı tanınabilmektedir. Gebeliğin 13. haftasında transvaginal olarak % 100 olguda bu görüntü ortaya konulabilmiştir. Bronshtein ve ark. 13. haftada Fallot tetraloji tanısı bildirmiştir. Achiron ve ark ise, 10-12 haftalarda major kalp anomalili 8 olgu (ektopia kordis, geniş sağ atrium, atrioventriküler septal defekt) bildirmişlerdir. Konjenital kalp hastalıklarının taranmasında 1. trimester ultrasonografi, aynı 2. trimester sonografi gibi sınırlı sonuçlar vermektedir.

Gebeliğin 10-14 haftalarında nukal test ile tesbit edilen ve kromozom anomalili 112 olguda (60 olgu trisomi-21, 29 olgu trisomi-18, 17 olgu trisomi-13 ve 6 olgu XO) yapılan bir çalışmada, nukal kalınlık ile kalp anomalilerin varlığı irdelenmiştir. Diğer bir çalışmada, artmış nukal kalınlığı olan, ancak kromozomu normal olan olgular incelenmiştir. Bu olgularda, kalp anomalisi tanısı 2. trimester ultrasonografi, otopsi muayenesi ya da doğumda gerekli muayene yöntemleri ile konulmuştur. Nukal kalınlık ile olan ilişkisine bakıldığında; 3.5 mm’nin altında nukal kalınlığı olanlarda major kalp anomalisi ‰ 5 iken nukal kalınlığı 5.5 mm ya da daha fazla olanlarda ‰ 23,3’dür. Bu bulgular nukal kalınlık testinin, major kalp anomalileri için iyi bir tarama testi olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, artmış nukal kalınlığı bulunan ancak normal kromozomlu olgular, 20-24. gebelik haftasında fetal ekografi için ilgili perinatoloji uzmanına gönderilmelidir.

Merkezi Sinir Sistemi Anomalileri

Akraninin bir sonucu olan eksensefali ilerleyen gebelik haftaları ile birlikte anensefali ile sonuçlanır. Kalvaryum ve serebral hemisferlerin yokluğu, gebeliğin 2. ya da 3. trimesterinde anensefali tanısının esasını teşkil etmektedir.  Kalvaryum 10. gebelik haftasından sonra kemikleşir ve ultrasonografi ile 11. haftadan sonra hiperekojen olarak gözlenir. Kalvaryum yokluğunda bu hiperekojen alan görülemez, ancak hemisferler normal olarak görülür. Bu durum akraniyi (eksensefali) gösterir. Düzensiz kontur nedeni ile bu durumdan ilk olarak 8. gebelik haftasında şüphe edilebilir. Bu bulgulara dikkat edilirse gebeliğin 12-14. haftalarında anensefali tanısı rahatlıkla konulabilir.

Gebeliğin 11. haftasında, düzensiz sınırlı kafa yapısı, kistik oluşumlar ve birlikte mikrosefali ile ensefalosel tanısı konulabilmektedir. Ensefalosel, Meckel-Gruber sendromunun da bir bulgusudur ve posterior fossadan oksiput yolu ile protrüzyona uğrayan dokular embriyoner dönemin son günlerinde gösterilebilir. Bu durumdan en erken 8 hafta 5. günde genişlemiş rombensefalonun belirlenmesi ile şüphelenilmiştir.

Erken tanısı zor olmakla birlikte (% 25), koroid pleksusların sallanması hidrosefaliyi düşündürür. Tek ventrikül (alobar), kısmi segmentasyon veya lobar tipleri vardır. Talamus füzyon halinde veya ayrı olabilir. Yüz anomalileri eşlik edebilir (tek orbita, damak yarığı…). Trisomi 13 düşünülmesi gereken tanıdır. Trisomi 13 saptanmış fetusların % 76’sında nukal kalınlık artmış bulunur, ayrıca % 24’ünde taşikardi mevcuttur. Hidrensefali de 12 gebelik haftasında tanınmıştır. Genişlemiş bir kafa, küçük hemisferler ve orta hat ekosu olmayan sıvı dolu kranyal bir boşluk görüntüsü vardır.

Dördüncü ventrikül ve serebellar vermisin tam veya kısmi defekti olan Dandy-Walker malformasyonunda, olayın serebellar hemisferlerin birleştiği membranöz alanda başladığı tahmin edilmektedir. Bu tip defekt en erken 11. gebelik haftasında gösterilmiştir. Kromozom anomalileri veya fetal infeksiyon ile birlikteliği söz konusudur.

Genellikle (% 75) oksipital bölgeden çıkan ensefalosel (beyin) veya meningosel (meninksler) kranyal kemikleşmenin başladığı 10. haftadan sonra tanınabilir. Kese yapısının yanı sıra kemikte defekt de gösterilebilir.

Bilindiği gibi, 6. gebelik haftasında normalde nöral kanal kapanır ve gebeliğin 10. haftasından itibaren vertebralar ultrasonografi ile normal olarak izlenirken üçlü ossifikasyon görüntüsü elde edilir. Hem transvers hem de koronal planda vertebranın üzerinin cilt ile örtülü olduğu gözlenebilir. Spina bifida varlığında; vertebralar üzeri cilt ile örtülü olarak gözlenemez, üçlü ossifikasyon görüntüsü saptanamaz, “V” şeklinde açıklık tesbit edilir, düz vertebra görüntüsü izlenemez. Açıklığın olduğu seviyede skolyotik ve kifotik görüntü saptanır. Ayrıca 12-14 gebelik haftalarında spina bifida olguların bazılarında “muz” ve daha sonra “limon” görüntüleri tesbit edilebilir. Özellikle geniş meningomiyelosel olgularında ilk bulgu olarak daha küçük rombensefalik boşluk ve spinayı oluşturacak dokularda paralelliğin bozulmasından şüphe edilebilir.

Yüz Anomalileri

Embriyoner dönemin sonunda gözler, maksilla ve mandibula ayırt edilebilir. Holoprosensefali ile birlikte görülebilen probosis, siklopi ve ileri derece hipotelorism bu haftalarda kolaylıkla belirlenebilir.

Diyafragma Hernisi

Diyafragmanın gelişimi 9. haftada tamamlanır. Gelişim kusuru olduğunda, barsakların umbilikal kordondan batın içine geri döndüğü 10-12. haftada batın organları, defekt olan yerden toraks boşluğuna fıtıklaşır. Diyafragma hernilerinin yaklaşık yarısında kromozom anomalisi ya da diğer anomaliler eşlik eder. Neonatal dönemde akciğer hipoplazisi ve pulmoner hipertansiyon nedeni ile olguların % 50’si kaybedilir. Sebire ve ark’nın 78639 olguluk serisinde, diyafragma hernisi olgularının % 37’sinde nukal kalınlık patolojik bulunmuştur. Nukal kalınlığın artmış bulunması, batın organlarının toraks içinde fıtıklaşması ile oluşan ciddi venöz dönüş zorluğu ile izah edilmektedir. Bu olgular kendi içlerinde değerlendirildiğinde, neonatal kayıpların % 83’ünde, yaşayanların ise % 22’sinde nukal kalınlığın artmış olduğu saptanmıştır. Halbuki geç gebelik dönemlerinde oluşan diyafragma hernilerinin prognozlarının iyi olduğu bilinmektedir. Erken gebelik ultrasonografisi ile saptanan artmış nukal testte diyafragma hernisi akılda tutulmalıdır.

Gastrointestinal Sistem ve Abdominal Duvar Defektleri

Obstrüksiyonlar

Obstrüksiyonlar barsaklarda dilatasyona yol açabilirken, tümör veya kistler gebeliğin birinci trimesterinde pek görülmezler. Blaas ve Eik-Nes üçüz gebelikte bir fetusta 10. hafta 5 günde dilate mide (6 mm) saptamışlar, 12. haftadan sonra ise midenin hep boş olduğunu gözlemlemişlerdir. Doğumdan sonra fistülsüz özofagus atrezisi tanısı konulmuştur. Tsukerman ve ark gebeliğin 12-13. haftalarında özofagus atrezisi ile duodenal stenozun birlikte bulunduğu bir olguyu tarif etmişlerdir. Henüz yutmanın başlamadığı bu dönemde mevcut dilate yapıların mide sekresyonu ile dolu olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Omfalosel

Daha önce bahsedildiği gibi, bütün embriyolar gebeliğin 8-10. haftalarında fizyolojik barsak herniasyonu gösterirler ve bu durum 10-12. hafta arasında hiperekojen görülen abdominal organların normal anatomik lokalizasyonlarına dönmeleri ile 11. hafta 5 günde sona erer. Bu fıtıklaşma 12. haftada hala devam ediyorsa omfalosel olarak adlandırılır. Omfalosel varlığında ilave anomaliler ve kromozom anomalileri (özellikle trisomi 18) araştırılmalıdır. Tanının yapıldığı hafta 12 ise kromozom anomali ihtimali % 50, gebelik haftası 20 ise % 30, doğumda ise % 15’tir. Görülme sıklığı, yine, gebelik haftasına göre değişmektedir. Gebeliğin 12. haftasında sıklık 1/1000, 20. haftasında 1/3000 ve doğumda 1/3500 dir. Dolayısı ile erken dönem omfalosel tanısı bu açıdan önem kazanmaktadır. Birinci trimesterde saptanmış omfalosel olgularının % 57’sinde artmış nukal kalınlık saptanmış ve içinde karaciğer bulunan hiçbir olguda kromozom anomalisi görülmemiştir. Epigastrik omfalosel, diyafragma, perikard, sternum ve kalp defektlerinin birlikte bulunduğu Cantrell Pentalojisi 1. trimesterde tanımlanmıştır. Bu gibi durumlar gebeliğin 9. haftasından itibaren tanınabilirler.

Gastroşizis

Ortalama her 5000 doğumda 1 olguda, umbilikusun hemen sağından (paraumbilikal), tüm batın katlarını ilgilendiren küçük bir duvar defektinden barsakların amniyon içine serbestçe çıkması ve umbilikal kordonun normal yerinde saptanması ile karakterize bir anomalidir. Ek olarak bazı gastrointestinal anomaliler bulunabilir. Kromozom anomalisi olasılığı çok azdır.

Kompleks Duvar Defektleri

(Ekstremite-gövde-duvar kompleksi, Amniyon rüptür sekansı)

Kısa kordon ve duvar defekti ile birlikte, ekstremite, vertebra, yüz ve kranyum defektlerinin birarada bulunduğu, amniyona yapışıklık ve ekstraembriyoner sölomun persistansı ile karakterize geniş bir yelpazedir. Anormal amniyon boşluğu, kalbin toraks dışında, gövdenin alt bölümünün sölom içinde görünmesi ile 8-12 haftalarda tanınabilir. Bu fetusların % 71’inde nukal kalınlık artmış ancak kromozom analizi normal bulunmuştur.

Mesane Ekstrofisi

Birinci trimesterde tanısı bildirilmemekle birlikte, mesanenin 12. haftadan sonra görülmemesi şüphe uyandırabilir.

Üriner Sistem Anomalileri

Gebeliğin erken dönemlerinde üriner sistem defektlerinin varlığına rağmen oligohidramniyos görülmez. Amniyon zarından difüzyon yolu ile gelen sıvı amniyon sıvısını yapar. Fetal idrar ancak 10. haftadan sonra bu sisteme katılır. Transvaginal ultrasonografi ile 11. haftada % 80 olguda ve 13. haftada % 92 olguda fetal mesanenin görüntülenmesi mümkündür. Braithwaite ise transabdominal ya da transvaginal ultrasonografi ile 12-13. haftalarda % 99 olguda fetal böbreklerin görüntülenmesinin mümkün olduğunu bildirmiştir. Aynı şekilde: hidronefroz, piyelektazi ve renal agenezi de bu haftalarda tanınabilir. Buradan hareket edersek, üriner sisteme ait erken dönemde ortaya çıkan ciddi anomalilerin tanısı mümkün olabilmektedir. Dikkatli incelemelerde infantil polikistik böbrek ve multikistik böbrek tanısı konulabilir. Bilateral hiperekojenik böbreklerin gözlenmesi ve buna oligohidramniyosun eşlik etmesi, infantil polikistik böbrek tanısını koydurur. Multikistik displastik böbrekte ise, tabloya bilateral veya unilateral değişik boyutlarda kistik yapı içeren hiperekojen bir görüntü hakimdir. Bilateral olduğunda, mesanenin gözlenememesi ve oligohidramniyos eşlik edebilir. Gebeliğin 10-14 haftalarında tanının mümkün olabileceği bilinmelidir. Ancak negatif bulgu ileride bu anomalilerin görülmeyeceği anlamına gelmez.

Otozomal ressesif geçişli Meckel-Gruber Sendromunda gözlenen polidaktili, bilateral polikistik böbrek ve ensefalosel yine 10-14 GH’da kolaylıkla saptanabilmektedir. Gebeliğin 12-14 haftalarında transabdominal ultrasonografi ile her üç parametrenin gözlenebilmesi mümkündür. Gebeliğin 10-14 haftalarında megasistis ayrıca önem kazanmaktadır. Sebire ve ark, 300 olguluk serilerinde, 67 mm ve üzerinde CRL ölçümü olan tüm olgularda fetal mesaneyi gözlemişler ve en fazla 6 mm’lik ölçüm tesbit etmişlerdir. Ayrıca aynı çalışma grubunun saptadığı 16 megasistisin % 50’si spontan kaybolmuş, % 30’unda ileride obstrüktif üropati gelişmiş ve % 20’sinde ise kromozom anomalisi tesbit edilmiştir.

İskelet Sistemi Anomalileri

Erken ultrasonografi ile 8. haftada ekstremite taslakları, 9-10. haftalarda uzun kemikler, 11. haftadan itibaren parmaklar izlenebilmektedir. Fetal iskelet sistemi anomalilerin tanısı 2. trimesterde daha rahat yapılabilir, bununla beraber, 1. trimesterde tanısı bildirilen iskelet sistemi anomalileri de vardır. Tip 2 Akondrogenezis, Tanatoforik Cücelik, Osteogenesis Imperfekta, Jeune’s Sendromu, Roberts ve Jarcho-Levin Sendromu, FADS (Fetal Akinesia Deformation Sequence), Artrogripozis gibi anomalilerin erken gebelikte tanısının mümkün olabildiği bildirilmiştir. Gövde ile ekstremiteler arasındaki uyumsuzluk, kısa ekstremiteler, ekstremitelerde hareketsizlik, kırıklar, kranyumda, vertebralarda ve ekstremitelerde mineralizasyon defekti, vertebralarda ve kostalarda sıralanma bozukluğu, yumru ayak, artmış nukal kalınlık ve ödem erken tanıda yol göstericidir. Ancak bazı defektlerin geç dönemlerde belirti vereceği de unutulmamalıdır.

Smith-Lemli-Opitz, Kaudal Regresyon, Hidrosefalus ve Amniyotik Band Sendromu gibi anomalilerin 10-14 gebelik haftalarında tanısının mümkün olabileceği çeşitli çalışmacılar tarafından bildirilmektedir.

Malformasyonlar ve Erken Ultrasonografi

Whitlow ve ark son yıllarda yapmış oldukları bir çalışmada fetusta yapısal anomalilerin % 59 oranında erken dönemde (11-14. hafta) ultrasonografi ile saptanabileceğini vurgulamışlardır. Gebeliğin ortalama 12 hafta 4. gününde inceledikleri gruplarında (n: 6634) % 1.4 yapısal veya kromozomal anomali bulmuşlardır. Saptadıkları anomalilerin % 46’sını kromozom anomalileri, % 54’ünü yapısal anomaliler oluşturmuştur.

Kromozom Anomalileri ve Erken Ultrasonografi

Gebeliğin erken dönemlerinde kromozom anomalilerine şüphe çekebilecek sonografi bulguları birçok araştırıcının ilgisini çekmiş ve değişik çalışmalar yayınlanmıştır. Bu bölümde bunlarla ilişkili olabilecek olanları inceleyeceğiz.

Erken dönemlerde kısıtlı gelişim veya gelişme geriliği olarak adlandırabileceğimiz CRL kısalığının kromozom anomalileri için bir haberci olup olamayacağı, gebeliğin SAT’ne göre 64 ile 86. günleri arasında araştırılmış ve CRL değerleri 500 kontrol olgusu ile 25 kromozom anomalisi olgusunda karşılaştırılmıştır. CRL ölçümünün tripliodi dışındaki kromozom anomalileri için bir tarama testi olamayacağı, trisomi 18 ve trisomi 21’de gelişimdeki kısıtlanmanın ancak 12. gebelik haftasından sonra saptanabileceği belirtilmiştir. Daha az sayıdaki bir seride de beklenen CRL ölçümü ile bulunan CRL ölçümü, kromozomu normal olan ve olmayan abortuslarda karşılaştırılmış, CRL ölçümünün kromozom anomalisi için ayırt edici bir değeri olmadığı vurgulanmıştır. Nitekim erken dönemdeki abortuslarda yapılmış morfoloji çalışmaları da bu yönde bulgular vermiştir. Ancak Schemmer ve ark’nın son yıllarda yapmış olduğu daha geniş bir çalışmada 196 kromozom anomalisi incelenmiş ve özellikle trisomi 13, 18 ile triploidilerde, ortalama CRL ölçümünün normallerden daha düşük olduğu vurgulanmıştır. Yazarlar tek bir CRL ölçümünden ziyade büyüme hızının değerlendirilmesinin daha iyi bir gösterge olduğunu savunmuşlardır.

İtalya’da malformasyon ve genetik yönlerinden riskli 1331 olgu gebeliğin erken döneminde transvaginal ultrasonografi ile incelenmiş, bulunan yapısal anomalilerin kromozom anomalilerini erken tanımada etkili belirteçler olamayacağı sonucuna varılmıştır. Rosati ve ark’nın serebellar çap veya sisterna magna ölçümleri ile kromozom anomalisi arasındaki ilişkiyi inceledikleri çalışmalarında, erken dönem ultrasonografisinin tarama yönünden anlamlı sonuçlar vermediği ileri sürülmüştür.

1990’larda yapılmış çalışmalarda fetus kalp hızının tarama amaçlı incelemesi de kromozom anomalilerinin erken tanınmasında yararlı bulunmamıştır. Ancak Jauniaux ve ark’nın çalışmasında, kalp atım hızının trisomi 21 saptanan fetuslarda diğerlerine göre daha yüksek olduğu belirtilmiştir.

Çoğul Gebelikler

Bilinmektedir ki; tekil gebeliklerde missed abortus oranı % 1.8 iken ikizlerde %.2.8, üçüzlerde %5.4’dür. Missed abortus olgularında, tüm monokoryonikler ve %20 bikoryonik ikizlerde her iki fetus ölü olarak tesbit edilmektedir. Yine abortus olan bikoryonik ikizlerin ise %17’sinde bir fetus ölü olarak tesbit edilmiştir. Gebelik haftaları esas alındığında; 12-24 GH’nda monokoryoniklerde abortus oranı %12.2 iken bikoryoniklerde %1.8’dir. Perinatal mortalite ise monokoryoniklerde %2.8 ve dikoryoniklerde %1.6’dır. Gelişme geriliği görülme sıklığı ise, monokoryoniklerde %21 iken, dikoryoniklerde %5.5’dir. Buradan da görüleceği üzere, monokoryonikler ile bikoryonikler arasında prognoz açısından belirgin fark vardır. Koryonisitenin ise en kolay ve doğru belirlenmesi ise 10-14.GH’da olmaktadır. Monokoryoniklerde ortak membranın plasentaya birleştiği yerde ultrasonografik tanımlama “T” belirtisi  olarak  verilmektedir.  Halbuki  dikoryoniklerde  lambda “Λ” belirtisi olarak tanımlanmaktadır. Ortak membranın olduğu yerde, her iki plasentanın koryonik dokusu her iki membran arasında Λ  şeklinde gözükür ve gebelik haftası ilerledikçe, 14. haftadan sonra basınç ile kaybolarak monokoryoniklerde olduğu gibi “T” şeklinde dönüşür. Bu nedenle 10-14 GH’da dikoryoniklerde “Λ” belirtisi saptanacaktır. Bu bulgu ise koryonisite açısından kıymetli bir ultrasonografik parametre teşkil eder. Koryonisite, gerek gebelik prognozu ve ikizden ikize transfüzyon gerekse genetik danışma açısından önemlidir. Tekil gebelikte Down Sendrom riskinin 1/200 olduğu bir durumda, monozigotiklerde trizomi-21 riski aynı örnek için tek ya da her iki fetus için 1/200 iken, dizotiklerde tek fetus için 1/100 ve her iki fetus için 1/40.000’dir. Mevcut bu riske, nukal kalınlık ölçümü ile elde edilen olasılık neticesinde her bir fetus için ayrı trizomi-21 riski hesaplanabilmektedir. Bu da invazif test endikasyonu için tayin edici olmaktadır.

Öne çıkarılan yazı

Gebelik Yaşı Hesaplama

Aşağıdaki formu kullanarak gebelik yaşınızı hesaplayabilirsiniz.
Hesaplama aracını kullanırken bilgisayarınızın tarih ve saatinin doğru olduğuna emin olunuz.
Aşağıdaki araç size fikir vermesi açısından hazırlanmıştır daha kesin tarihler için lütfen hekiminize başvurunuz.
Lütfen son adet tarihinizi giriniz
Bilgisayarınızın Tarihi

Son adet tarihiniz

Şuanki gebeilk yaşınız hafta

gün

Bebeğinizin muhtemel doğum tarihi

DOĞUM

  1. Doğum Öncesi Hazırlık
  2. Doula (Doğum Koçu) Nedir ?
  3. Plasenta nedir?
  4. Doğum
  5. Doğumum başladı mı?
  6. Doğumun başladığını gösteren işaretler nelerdir?
  7. Doğumun aşamaları
  8. Doğum Çeşitleri
  9. Bebek anne kanalına, hangi bölümü ile girer?
  10. Bebeğin yan durması (transvers duruş) ne demektir ?
  11.  Bebeğin Ters Gelmesi Ne Demektir?
  12.  Müdahaleli doğum nedir?
  13. Natürel doğum nedir?
  14. Doğum ağrısı ile nasıl başa çıkılır?
  15. Epidural anestezi
  16. Spinal anestezi
  17. Evde doğum sağlıklı bir seçenek midir?
  18. Suda doğum nedir?
  19. Doğum Yaralanmaları
  20. Sezaryen ile doğum

Doğumu Öncesi Hazırlık

Doğum anının telaşlı ve acil bir durum olması, önceden planlamanın ne kadar önemli olduğunun bir kanıtıdır. Doğumun hangi merkezde olacağı, doğum anında odada kimin bulunacağı, normal doğumun ne şekilde gerçekleşeceği (suda doğum vs.), hastaneye giderken alınması gereken eşyalar gibi pek unsur doğum anına bırakılmamalıdır.

Doula (Doğum Koçu) Nedir ?

Kelime kökeni eski yunanca da “kadın köle“ anlamına gelse de Doğum Koçu (Doula) doğum hazırlık, doğum ve doğum sonrasında anne adayına destek veren bilinçli yardımcı kadın için kullanılan bir terimdir.  Bizim kültürümüzde daha ziyade anneanneler ve anneler bu görevi yüklenmektedir. Batı kültüründe daha profesyonel anlamda yürütülmektedir.

Plasenta nedir?

Plasenta anne karnında gelişmekte olan fetüsün rahim duvarına tutunarak anneden gıda, oksijen almasına, atık maddelerin anne vücudunca temizlenmesine yardımcı olan bir organdır.  İnsanlardaki plasentanın oval ve düz görünümüne istinaden kullanılan bu kelime Latince “kek”, Yunanca “düz kalın dilim gibi” anlamına gelmektedir.

Doğum

Braxton-Hicks kontraksiyonları, yalancı doğum ağrısı, gerçek doğum ağrısı, round ligaman ağrısı, diğer ağrı ve kramplardan bahsedilince, gerçekten doğumun başladığını anlamayacağınızdan endişelenebilirsiniz. 1-5-1 formülünü kullanabilirsiniz. Kontraksiyonlarınız en az 1 dakika sürüyorsa, 5 dakikada bir geliyorsa, 1 saat boyunca bu şekilde devam ediyorsa doğum ağrılarınız başlamış demektir.

Doğumum Başladı mı?

Karın yada sırtınızda kuvvetli kramplar  olabilir. Peki bu ağrılar doğum ağrıları mı? Bu nedenle gerçek doğum ağrısı ve Braxton Hicks kasılmaları yada yalancı doğumun farkını öğrenmek gereklidir.

Gerçek doğum ağrılarında;
  • Kontraksiyonlar daha kuvvetli ve yakın aralıklıdır.
  • Kontraksiyonların nispeten düzenli bir paterni mevcuttur.
  • Yürümek ve pozisyonu değiştirmek daha da arttırır.
  • Kontraksiyonlar  genellikle sırtta hissedilir ve öne doğru hareket eder.
  • Serviks açılır ve incelir

Doğumun başladığını gösteren işaretler nelerdir?

Bir gün göğüslerinizle   gövdeniz arasında bir gün önce olmayan bir boşluk hissederseniz bu bebeğin pelvise doğru inmekte olduğunun bir göstergesidir. Doğum gününe yaklaştıkça bebek pelvise yerleşmeye başlayacaktır. Bu doğumdan haftalar önce olabildiği gibi doğumun başladığı gün de gerçekleşebilir.

Mukus Tıkacının Kaybı: Mukus plağı  serviks ağzının açıklığını kapatan sekresyonların birikimidir. Serviks incelip gevşemeye başladığında, plak atılır. Kanla karışık olabilir. Doğum, bu işaretten hemen sonra veya günler içinde başlayabilir.

Membranların  Rüptürü: ‘Suyunuzun gelmesi’ Su olarak bilinen aslında rahminizin içinde bebeğin etrafında bulunan  sıvıdır. Restoranda yemek yerken veya alış veriş yaparken suyunun geldiğini anlatan hikayeler duysanız da gerçekte ancak %10 kadında membran rüptürü doğum başlamadan önce gerçekleşmektedir.

Eşya derleme-toplama güdüsü Enerji patlaması hissedip, önünüze gelen her şeyi temizlemek arzusu.

Efasman; Serviksin olgunlaşması. Muayene olmadıkça bunu anlayamazsınız. Gebeliğiniz boyunca 2,5 cm olan serviksiniz giderek incelmeye başlar. %50 efase ise, bu demektir ki serviksiniz orijinal kalınlığın yarısına inmiştir. %100 efase ise tamamen incelmiş demektir.

Dilatasyon: Serviksin açılmasıdır. Bebeğin pasajına izin vermek için serviksin açılmasıdır. Tamamen dilate olmuş bir serviks 10 cm açılmıştır.

İshal: Yumuşak dışkılama barsakları boşaltıp bebeğin doğum kanalından geçişine izin veren hormonların yol açtığı doğal bir mekanizmadır.

Kasılmalar : Doğum ağrısı sırta vuran ağrı şeklinde kendini gösterebilir. Doğum kontraksiyonları  düzenli, ağrı kesici ile geçmeyen , giderek sıklaşan ,süresi giderek artan ağrılardır. (Doğum ağrılarıyla nasıl baş edilir?) Link/ Braxton Hicks kontraksiyonları.

Doğumun Aşamaları 

Doğum 4 aşamadan oluşmaktadır. Doğum, ilk aşamada serviksin tam dilate olması ile biter; ikinci aşama bebek doğumu ile sonlanır ve üçüncü evre plasentanın çıkması ile son bulur.

Birinci Aşama: Doğumun genellikle en uzun süren aşamasıdır. Bu aşama kontraksiyonların olduğu ve serviksin  dilate olduğu aşamadır. 2 faza ayrılır.

a.Pasif dönem: Doğumun ve birinci evrenin en uzun süren dönemidir. Bu dönemde ağrılar ara ara gelmekte ve daha hafiftir. İlk doğumu olan gebelerde bu evre daha uzun sürer. Birkaç güne kadar sürebilir. Gebe günlük işlere devam edebilir. Eğer bu dönemde başka bir belirti yoksa hastaneye gitmek gereksizdir. Ilık duş almak, sakinleştirici müzik dinlemek bu aşamada yardımcı olabilir.

b.Aktif dönem: Serviks yaklaşık 3 cm açıklığa ulaştıktan sonra başlayan dönemdir. Bu dönemde ağrılar sıklaşmaya ve şiddeti artmaya başlar.Ağrılar arası süre 5 dakikaya kadar düşer. Ağrıların süresi 90 sn’yi bulur. Hastaneye genellikle bu evrede başvurulur. Ancak bu dönemde kanama durumunda, kontraksiyon aralarında rahmin gevşememesi halinde, ağrının dayanılmaz boyutlara ulaşması durumunda hemen hastaneye gidilmelidir. Serviksin açılma miktarı  ancak muayene ile saptanabilir. Su kesesi henüz açılmamış gebelerde, bebek doğum kanalına girmiş ise serviks 4-5 cm olduğunda kese patlatılabilinir (Amniyotomi). Gelen sıvının rengi, bebeğin mekonyum dediğimiz kakasını yapıp yapmadığını anlamamız açısından önemlidir. (((((LİNK)))))

Annenin açlık hali kontraksiyonları etkileyeceğinden  kalorisi yüksek ama sindirimi kolay, sıvı ağırlıklı gıdalarla gebeyi aralıklarla, az miktarlarda  beslemeliyiz. Beslemek yerine kalori replasmanı yapacak sıvıları serum halinde de verebiliriz. Sık sık tuvalete gidip mesanesini boşaltmasını sağlamalıyız.  Bu, bebeğin doğum kanalında ilerlemesini kolaylaştıracaktır. Eğer doğum yolu uygun olmasına rağmen kontraksiyonlar yetersiz ise de doğumun sürecini uzatabilir. Bu da bebeği zora sokabilir. Suni sancı verilebilir. Oksitosin hormonu ile kontraksiyonlar desteklenebilinir.

Bu aşamada bebek kalp sesleri artık hemen hemen tüm doğumhanelerde bulunan  kardiyotokograf ile takip edilir.

Birinci evrenin sonuna doğru yani rahim ağzı 9-10 cm açıldığında ağrılarla birlikte ıkınma hissi gelir.  Eğer doğum hekimi izin verirse gebe ıkınabilir. Zamanından önce ıkınma doğumu uzatabilir.

Gebenin daha önce doğum yapıp yapmadığı, bebeğin önde gelen kısmının pozisyonu, kontraksiyonların şiddeti bu aşamayı etkiler.

İkinci Aşama: Serviks tam açık olduğunda ikinci aşama başlar. Bebeğin kanalda ilerleyip doğması ile sonlanır.

Kasılmaların arasındaki süre uzar. 30 dakika-2 saat arası sürer. Makata vuran basınç hissi oluşur.

Anne, diyafram  ve karın kaslarını da kullanarak uterusun kontraksiyonu sırasında bebeği ıkınarak iter ve önde gelen kısmın genellikle baş olduğunu düşünürsek de başı vajen girişine kadar getirir.Bebeği ıkınarak iterken annenin yatış pozisyonu önemlidir. Belin masadan yukarı kaldırılması aksı bozar. Bel masaya (veya yatağa) paralel olmalıdır. Kesik bir şekilde düzensiz ıkınmak bebeğin ilerlemesi zora sokar. Rahmin kontraksiyonlarının şiddetinin en yüksek olduğu noktada tercihen başı göğse dayayarak, elleri ile bir yerlerden güç alınarak ıkındırılmalıdır. Bu sırada ağızdan, burundan nefes kaçırılmamalıdır. Gebenin doğumda bağırması da güç kaybına ve yeterli hava alamamasına sebep olacaktır.Bebek başı vajen ağzına geldiğinde ıkınma kesilmelidir. Çıkışına yardımcı olmak amacı ile epizyotomi uygulanabilir. Bebek doktorun yardımı ile çıkarılır. Bebeğin ağzındaki ve burnundaki sekresyonları temizlenir. Kordon klemplenir. Bebek çocuk doktoruna teslim edilir. Eğer vajinal doğum sırasında forseps ve vakum gibi doğuma yardımcı aletler kullanılmışsa buna müdahaleli doğum (LİNK) denir.

Üçüncü Aşama: Plasenta ve kordonun çıkmasıdır. Ortalama yarım saat sürer. Bir saate kadar da uzayabilir. Bebeğin annenin memesini emmesi kontraksiyonları tetikleyeceğinden plasentanın ayrılmasını kolaylaştırır. Spontan olarak plasentanın  ayrılması (LİNK) beklenir. Eğer ayrılma, beklemeye rağmen gerçekleşmezse anestezi altında elle halas yapılır. Plasenta çıktıktan sonra üşüme, titreme hissi normaldir. Gözden kaçan yırtık olmaması maksadıyla doğum kanalı, serviks, vajen mukozası kontrol edilir. Epizyotomi varsa tamir edilir. Normalin üstünde miktarda kanamalarda (postpartum kanama) plasentanın tam olarak çıktığından (plasenta retansiyonu olmadığından) (LİNK) eminsek masaj yapılır. Uterus kontraksiyonlarını arttırıcı ilaç uygulanır.

Dördüncü Aşama: Doğum sonrası ilk bir saate denir. Hastanın bu aşamada da yakından kanama, tansiyon, nabız takibi yapılır.

Doğum Çeşitleri

  • Normal doğum
  • Natürel doğum (Natürel yöntemler, Niçin Natürel doğuma teşvik edilir?)
  • Suda normal doğum
  • Sezaryen doğum 
  • Bebek anne kanalına, hangi bölümü ile girer?

Hemen hemen bütün bebekler (yaklaşık %95) başları ile doğum kanalına girerler ki buna normal prezentasyon (Baş Prezentasyon) denir. Diğer %4’ü makat ile kanala girer. Kalan %1 ise baş ve makat harici diğer vücut kısımları ile doğum kanalına girmeye çalışırlar. Baş harici prezentasyonlar uygunsuz prezentasyon (malprezentasyon) olarak tanımlanır.

Malprezentasyon Sebepleri;

  • Maternal
    • Yüksek parite
    • Pelvik tümör
    • Pelvik kontraktür
    • Uterin malformasyon
    • Uterin myomlar
  • Fetal
    • Prematurite
    • Çoğul gebelik
    • Hidroamnios
    • Makrozomi
    • Hidrosefali
    • Trizomi
    • Anensefali
    • Myotonik distrofi
    • Plasenta previa

Malprezentasyonlar şu kategorilere ayrılır; Ters Geliş (Makat,ayak),Yüz Gelişi, Alın Gelişi, Omuz gelişi, Transvers Duruş

Bebeğin yan durması (transvers duruş) ne demektir ?

Bebeğin omurgasının annenin omurgası ile olan ilişkisi Fetal Duruşu gösterir. İdeali bebek ve anne vertebralarının duruş yönlerinin aynı ve paralel olmasıdır. Bunun adı sefalik duruştur. Eğer açı yapıyorlarsa bu, oblik duruştur. Annenin vertebrası ile 90 derecelik açı yapıyorlarsa bu transvers duruştur. Transvers ve oblik duruş 300 doğumda bir görülür.

Bebeğin Ters Gelmesi Ne Demektir?

Makat Presentasyonu halk arasında bebeğin ters gelmesi olarak da bilinir.

Makat prezentasyonu Etiyolojisi

  • Prematurite
  • Parite artışı
  • Çoğul gebelik
  • Hidramnios
  • Oligohidramnios
  • IUGR
  • Umbilikal kord kısalığı
  • Hidrosefal
  • Anensefali
  • Makat prezentasyonda doğum anamnezi
  • Uterin anomali
  • Pelvik tümör
  • Plasenta previa
  • Antikonvulsan kullanımı

Komplet ve inkomplet makat prezentasyonda, saf makata göre umbilikal kord prolapsusu başın servikse takılması riski daha fazladır.

Saf Makat:  Bebeğin bacakları yukarı doğru uzanmakta V pozisyonunda durmaktadır. Bebeğin poposu ve pelvisi doğum kanalındadır.

Tam Makat:  Bebek bağdaş kurmuş pozisyondadır.

Tam Olmayan Makat: Komplet makat geliş gibidir. Ancak bacağın biri doğum kanalının dışında serbesttir.

Ayak Gelişi: Saf makattaki gibidir. Sadece bir bacak havada , diğeri ise doğum kanalına yönlenmiştir.

Çift Ayak Gelişi:  Her iki ayak doğum kanalındadır.

Makat Normal Doğumda Görülen Komplikasyonlar

Maternal morbidite:

  • Uterin atoni
  • Uterin ruptür
  • Epizyotomi uzaması
  • Serviks laserasyonu

Fetal Morbidite:

  • Umbilikal kord sarkması
  • Humerus, klavikula ve femur kırığı
  • Kranyum ve boyun kırığı
  • Testiküler ve iç organ zedelenmesi
  • Posttravmatik hemoglobin ve myoglobin salınımına bağlı şok akciğeri
  • Sternokleidomastoid adele zedelenmesi
  • Skapula, humerus ve femur epifiz ayrılması
  • Serebellum ve brakial pleksus zedelenmesi
  • İntraventriküler hemoraji
  • Brakial pleksus zedelenmesi
  • Farinksde psödodivertikül oluşumu
  • Mesane ruptürü platipelloid ve android pelvis tipleri makat presentasyonda vajinal doğum için uygun olmayan pelvis tipleridir. Fetal başın hiperekstansiyonda olması ( %5 ) servikal omurilikte zedelenmeye yol açar.

Müdahaleli doğum nedir?

Doğum esnasında bebeğin yada annenin hayati tehlikesi söz konusu olduğunda gerekli müdahalelerin yapıldığı doğuma müdaheleli doğum denir.

Gerekli Müdahaleler:

 Doğum indüksiyonu: En sık uygulanan müdahaledir.  Üç tipi mevcuttur;

  •  Amniotomi: Bebeğin doktorunuz tarafından amniyon kesesinin açılması ile doğumun başlatılmasıdır.
  • Oksitosin infüzyonu (Suni sancı) : Serum içerisinde oksitosin verilerek  doğum sürecinin hızlandırılmasının sağlandığı mühalededir.
  • Prostaglandin uygulaması: Serum içerisinde prostaglandin verilerek  doğum sürecinin hızlandırılmasının sağlandığı müdahaledir.
  • Epizyotomi (Dikişli Doğum) : Doğum sırasında vajinada düzensiz yırtıkların oluşmasını engellemek için perinenin kesilmesi ile yapılan bir doğum müdahalesidir. En sık olarak mediolateral  ve median şekilde olabilir.
  • Forseps : Doğum esnasında kaşık şeklinde aletlerin kullanıldığı müdahaledir. Artık tercih edilmemektedir. Bebekte kafa içi kanama, kısmi felç, kafatası kırıkları, asfiksi, ölüm ;  annede vajinal, servikal, rektal yırtıklar, mesane zedelenmeleri, kanama ve hematomlara neden olabilir.
  • Vakum uygulaması : Vakum cihazı ile bebeğin doğurtulduğu müdahale tipidir.

Naturel doğum nedir?

Ağrı kesici ilaçların kullanılmadığı doğum şekline naturel (doğal ) doğum denmektedir. Bazı kadınların bu şekilde doğumu tercih etmelerinin esas sebebi ağrı kesici ilaçların bebek üzerindeki potansiyel zararlarının oluşmasının engellenmesi, hastanın doğum sürecinde hareket kısıtlılığını oluşmamasıdır.

Doğum ağrısı ile nasıl başa çıkılır?

Doğum ağrısı bazı kadınlar tarafından çok hafif olarak tanımlanırken bazıları çok şiddetli olarak tanımlar. Ağrıya neyin neden olduğunun bilinmesi ağrı ile baş edilmesinde önemlidir.  Doğum esnasındaki bir miktar ağrı normaldir ve fonksiyoneldir.

Çevrenizdeki ayarlanabilir ortam ağrının hafifletilmesinde yardımcı olabilir. Bunlar;

Işıklandırma : Pek çok anne adayı loş ışıklandırmayı rahatlatıcı bulmaktadır.

Sessiz  ve Sakin ortam:  Kasılmalar esnasında gereksiz soru ve konuşmalardan kaçınılması, düşük ses tonlarında konuşulması doğuma yardımcı olur.

Destek:  Eşiniz, anneniz veya bir yakınınız olabilir. Yalnız olmadığınızı bilmek rahatlatıcı olacaktır ve fiziki olarak size masaj uygulamaları yine kafanızdan doğumun biraz olsun uzaklaşmasına yardımcı olacaktır. Masaj için özellikle el ve ayaklar tercih edilmelidir. Yine, hafif göbeğe uygulanan ritmik masaj rahatlatıcıdır.

Müzik:  Anne adayının sevdiği müziği dinlemesi rahatlatıcı olmaktadır.

Aromaterapi: Farklı kokular özellikle Lavanta kokusu doğum ağrılarının hafifletilmesinde yardımcı olabilmektedir.

Doğum ağrısını gidermek için kullanılan anestezi yöntemleri

Epidural  anestezi :  Epidural anestezi (belden uyuşturma) hem normal doğumda hem de sezaryen ile doğumda uygulanabilen genel anesteziden daha güvenli bir anestezi şeklidir. Genel anesteziden farklı olarak anne adayı işlem esnasında uyanıktır. İşlem bel cildinden epidural alana girilerek anestezik maddeler verilmesi şeklinde uygulanır. Epidural anestezi 30 dakika içerisinde etki gösterir.

Spinal Anestezi : Epidural anestezi gibi uygulanan ancak anestetik maddenin epidural boşluğa değilde omurilik sıvısının bulunduğu boşluk içine verilen halidir. Spinal anestezi sadece sezaryende uygulanır.  Spinal anestezide etki epidural anesteziye göre daha hızlı başlar.

Evde doğum sağlıklı bir seçenek midir?

Gebelik izleminde problem olmayan ve ilk gebeliği olmayan anne adaylarını tercih edebileceği bir yöntemdir. Elbette doktor veya doğum konusunda tecrübeli ebe gözetiminde yapılmalıdır. Tek fark hastane yerine ev ortamının kullanılmasıdır. Yine doğum esnasında olası komplikasyonlar açısından acil hastaneye ulaşım için ambulansın kapıda hazır bulunması gereklidir. Bu koşullar sağlanamadığı takdirde evde doğum sağlıklı bir seçenek olmaktan çıkar.

Suda doğum nedir?

Suda doğum, ılık su içerisinde doğum eyleminin gerçekleştirilmesidir. İlk olarak 1960’larda Rus Igor Charkovsky ve Fransız Frederick Leboyer tarafından geliştirilen bu yöntemi tercih eden pek çok gebe bulunmaktadır. Bu metodun annenin ağrısının ve epizyotomi ihtiyacının azaltılmasına ve bebeğin daha az doğum travmasına maruz kalmasına yardımcı olduğuna inanılmaktadır. Ancak, bebeğin enfeksiyon ve su yutma riskleri, annenin doğum ağrılarının hafiflemesinden ötürü doğum eylemini uzaması, annenin plasenta çıkarken kan kaybının artabilmesi gibi istenmeyen komplikasyonlar da olabileceğine dair karşıt görüşler mevcuttur.

Doğum yaralanmaları

Doğum yaralanmaları doğum esnasında bebekte meydana gelen yumuşak doku, ekstremite ve organ hasar yada travmaları olarak tanımlanır. Maalesef, doğum yaralanmaları, en iyi şekilde yapılan takip ve doğum  koşullarında bile oluşabilmektedir. Bebeğin ters gelişi olarak da bilinen makat gelişi olması, iri fetus, anne pelvik kemik yapısının dar olması, doğumda forseps/vakum gibi cihazların kullanılması gibi bazı diğer faktörler bu travmaların riskini daha da arttırabilmektedir.

Kafa derisinde ödem, yüzde ödem, renk değişikliği, baş cilt altında ödem, yüz sinirinde zedelenme, kafa kemiklerinde kırık ve  köprücük kemiğinde  kırık  gibi travmalar görülebilmektedir. Bu travmaların çoğu doğum sonrası dönemde düzelmektedir. Ancak, çok nadir görülmekle birlikte bebekte oksijensizlik nedeni ile gelişebilen serebral palsi gelişmesi durumu beyinde kalıcı hasar nedeni ile düzelmemektedir.

Sezaryen ile doğum

Sezaryen nedir?

Sezaryen, anne adayının karın alt bölgesine yapılan insizyon ile rahmin açılarak bebeğin doğal olmayan yolla dışarı çıkarıldığı cerrahi bir müdahaledir. Vajinal yani doğal yolla doğum anne sağlığı ya da bebeğin hayatını tehlikeye soktuğu durumlarda tercih edilir. Son yıllarda, hasta isteği doğrultusunda normal doğumun mümkün olduğu doğumlarda da sezaryen ameliyatı uygulanmaktadır.

Benim sezaryen  ile mi doğum yapmam gerekiyor?

Aşağıdaki durumlarda sezaryen gerekli olacaktır;

  • Rahmin üst kısmındaki kas tabakasından içerisinden fibroid çıkartılması cerrahisi ya da klasik insizyonlu sezaryen ameliyatı öyküsü
  • HIV, büyük vajinal siğil varlığı ya da akut herpes enfeksiyonların varlığı
  • Ciddi diyabet ya da kontrolsüz ciddi yüksek tansiyon gibi normal doğumu riskli hale getiren tıbbi hastalıkların varlığı
  • Çoğul gebeliklerde
  • Bebek başının anne doğum kanalı çıkım çapından büyük olması durumunda
  • Plasenta previa gibi plasentanın rahim çıkışını kapattığı durumlarda
  • Rahim alt kısmında çıkışı engelleyen büyük tümor varlığında
  • Makat gelişi gibi malprezentasyon durumlarında
  • Vajinal doğum anında ortaya çıkan  olumsuz koşullarda
  • Fetal stres : Vajinal doğum sürecinde bebeğin oksijen yetersizliğine girdiği durum nedeni
  • Plasentanın rahim duvarından ayrılarak fetal stres yarattığı durumlarda
  • Bebeğin doğum kanalında ilerlemesinin durması halinde
  • Doğurmakta olan annenin nöbet gibi tıbbi rahatsızlıklarının gelişmesi durumunda

Sezaryen sonrası dönem

Genel anestezi yapıldığında sezaryen sonrası doğan bebekler başlangıçta solunum sıkıntısı yaşabilirler.  Ameliyat sonrası erken dönenmde yara yerinizde bir miktar acı hissedebilirsiniz. Ortalama 2-4 günlük hastane yatışından taburcu olabilirsiniz. Karındaki yaranın iyileşmesi bir kaç hafta sürer.

Sezaryen komplikasyonları

Her operasyon için genel olası riskler sezaryen içinde söz konusudur. Ayrıca işleme özel olarak mevcut riskler:

Bebek için riskler

  • Eğer tarih iyi belirlenmemiş ise prematür doğum olabilir
  • Anormal hızlı soluma gibi ilk birkaç gün süren solunum sıkıntısı
  • Düşük Apgar skoru
  • Cerrahi kesik (çok nadir cerrah kesim esnasında bebeğe zarar verebilir)

Anne için riskler

  • Enfeksiyon
  • Kan kaybı
  • Azalmış barsak fonksiyonu
  • Solunum problemler: Genel anestezi durumunda yaşanabilir.
  • Daha uzun hastane yatış ve iyileşme süreci
  • Operasyon esnasında diğer organ hasarlarının gelişmesi

Sezaryen ile doğum sonrası normal doğum mümkün mü?

Sezaryen sonrasında aşağıdaki durumlarda vajinal doğum uygun olabilmektedir:

  • Uygulanan sezaryende hem karnın hemde rahmin düşük transvers kesi ile açılması : Klasik sezaryen sonrasında vajinal doğum denenmesi durumunda rahim yırtılması olaşılığı çok yüksektir.
  • Yeterli uygun pelvis çapı
  • Önceki sezaryen nedeninin ortadan kalkmış olması : Kronik hastalık gibi durumlarda yine sezaryen tercih edilir.

Sezaryen her ne kadar ideal şekilde yapılırsa yapılsın, kesilen bölüm iyileşse bile yara izi  yıllar geçse de farkedilebilecek durumdadır. Bu kesinin iyi şekilde iyileşmesi, bir sonraki gebelikte rahmin büyümesi ile (bu büyüme çoğul gebelikte daha hızlıdır) gerilmesini engellemez. Rahim büyüyüp doğum kasılmaları da devreye girince doğum eyleminde ortaya çıkan kasılmalar ve sebep olduğu gerginlik nedeniyle yara yeri açılmaya ve ileri durumlarda da yırtılmaya eğilim gösterir. Sezaryende rahim klasik kesi ile açılmışsa yara yerinin açılma eğilimi çok daha fazla olacaktır. Günümüzde sezaryen operasyonları çoğunlukla alt segment yatay kesi ile yapılmaktadır. Bu tür kesiler  daha az gerilir ve açılma ve yırtılma olasılıkları çok daha düşüktür. Bu nedenle hasta sezaryen sonrası normal doğum isterken önceki sezaryen kesisi hakkında doktoruna bilgi vermelidir (Epikriz). Aksi takdirde doktorun bu riski alamayıp eski sezaryen sonrası tekrar sezaryen tercih etmesi hatalı bir davranış değildir. Önceki sezaryen olma sebebi ortadan kalkmamış bir gebede tekrar sezaryen tercih etmek doğru bir düşüncedir (pelvis darlığı, sistemik hastalık, bebeğin iri olması vs)

Tekrarlayan sezaryen operasyonları

Sezaryen operasyonu anne ve bebek için belirli riskleri taşıyan bir cerrahi işlemdir.  Artan sezaryen sayısı ile rahme uygulanan kesi sayısı artacak ve oluşan nedbe dokuları her bir gebelikte yırtılmaya daha da yatkın hale gelecektir. Yine, artan sezaryen sayısı ile karın içi yapışıklıklar artar. Ardışık sezaryenler ile plasentanın doğum kanalına yakın (placenta previa) ve hatta bu kanalı kapatacak şekilde yerleşme olasılığı artar. Literatürde 8’e kadar sezaryen bildirilmekle birlikte genellikle tavsiye edilen maksimum sayı 3’tür.

Sezaryen operasyonlarının yol açtığı adezyonlar

Adezyon esas olarak yara iyileşme sürecinde oluşan bant şeklindeki nedbe dokularıdır. Bu dokular organları birbirlerine yapıştırırlar. Pelvik cerrahi geçiren insanların yaklaşık %93’ünde gelişir. Adezyon gelişimi anne adayında ileride karın/pelvik ağrılara, barsak tıkanmasına yada infertiliteye neden olabilir. Adezyonların tedavisi yine cerrahidir.

HAFTA HAFTA GEBELİK

Gebelik Genel Bilgileri

Gebelik harika ve mucizevi bir deneyimdir. Yaklaşık 40 haftalık bu deneyimin detaylarını hafta hafta aşağıda bulacaksınız;

1. Hafta

Gestasyonel takvim mensin 1. günü ile başlar. Çünkü, oluşacak gebelik öncesi rahmin kendini yenilemeye başladığı dönemdir. 28 günlük siklusa sahip kadınlar için ovülasyon mens başlangıcından 14 gün sonra olur. Eğer hamilelik planlanıyor ise sağlıklı alışkanlıklar edinilmelidir. Bol taze sebze,meyve tüketilmeli, düzenli egzersiz yapılmalı, sigara ve alkol bırakılmalıdır. Toksik besin ve materyallerden uzak durulmalıdır.

2. Hafta

Rahim kanamadan sonra yeniden iç dokusunu oluşturmaya başlar.  Bu doku oluşacak olan fetusun tutunup beslenmesini sağlayacak kan damarlarından zengin bir dokudur. Yumurtalıklarda yumurtalar olgunlaşmaya başlar ve bir tanesi ovülasyon esnasında salınılacaktır.

3. Hafta  

Son adet döngüsü ilk gününde itibaren 14. gün civarında yumurtalıktan olgunlaşmış bir yumurta salınır ve fallop tüpü içine çekilir. Fallop tüpü içerisinde sperm ve yumurtanın buluşması ile yaşam mucizesi başlar. Birkaç sperm yumurta dış katmanına nüfuz etmiş olsa da, tek bir sperm yumurta içerisine girerek döllenmeyi sağlar. Böylece, anne ve babanın kromozomları birleşerek bebeğinizin kromozomu olarak devam eder. İşte bu anda, bebeğinizin cinsiyeti babanın sperm cinsiyet kromozomları sayesinde belirlenir. Oluşan yeni hücre hızla bölünerek çoğalmaya ve blastokist olarak tanımlanan oluşuma dönüşür. Blastokistin rahim içerisine implantasyonu esnasında bir miktar lekelenme tarzında kanama ile karşılaşabilirsiniz. Endişelenmeyin! Normaldir ancak her kadında görülen bir durum değildir.

(İkizler: Kadının iki ayrı yumurtalığından gelen iki ayrı yumurtanın iki farklı sperm ile döllenmesinden ayrı yumurta ikizleri oluşur. Bunlar, aynı veya farklı cinsiyette olup genetik olarak tamamen birbirlerinden farklı bireylerdir. Ancak, tek yumurta ile bir spermin döllenmesinden sonra ikiye bölünerek oluşan ikizlere aynı yumurta ikizi denir. Bunlar aynı genetik yapıya sahip olup aynı cinsiyet ve görünüme sahiptirler.

Üçüz ya da daha fazla çoğul gebelik durumunda, her türlü kombinasyon olasıdır.

4. Hafta

İmplantasyon denilen blastokistin rahim duvarına tutunmasının ardından blastokiste ait hücreler iki ana grup hücrelere bölünmeye başlar. Bir grup bebeği oluştururken diğer grup plasentayı oluşturacaktır. Bazı hamilelik semptomları yorgunluk, göğüslerde hassasiyet ve ruh halinde değişiklikleri gibi mens öncesi yaşananlara çok benzer ve bu sebeple kadınlar hamileliğin olmadığını düşünerek üzülebilirler.

5. Hafta

Gelişen embriyo 3 tabakadan oluşmaktadır. Üst tabakadan (ektoderm) nöral tüp oluşur ki bu tabaka ileride sinir sistemini, cilt ve deriyi oluşturacaktır. Orta tabakadan (mezoderm) kalp ve dolaşım sistemi, kemikler, kaslar, böbrekler ve üreme organları zaman içerisinde gelişecektir. Bu aşamada kalp ve primitif bir dolaşım sistemi hızlıca gelişir. Aslında, dolaşım sistemi fonksiyon gösteren ilk organ sistemidir. İç tabakadan  (endoderm) oluşacak basit tüp ileride bağırsaklara, karaciğer, pankreas ve mesaneye dönüşecektir.  Bu esnada anne adayı mens olmadığından hamileliğini farkına varacaktır. Hamilelik ile başlayan hormonal değişiklikler göğüslerin şişmesine ve süt bezleri çoğaldıkça hassaslaşmasına neden olabilir. Sıklıkla açlık hissi ya da bulantılı hissedebilirsiniz. Büyümekte olan rahim mesaneye baskı yaparak idrar sıklığına neden olabilir. Bu belirtilerin şiddeti kadından kadına değişebileceği gibi aynı kadının bir hamileliğinden diğerine de değişmektedir.

 

6. Hafta

Bebeğin ilk kalp atışları başladı!  Bebeğin büyümesi bu hafta çok hızlıdır. Şu anda bebek yaklaşık 1,5 mm uzunluğunda. Umbilikal kord gelişir. Ağız açıklığı, gözler ve kulaklar gelişmeye başlar. Gövde üzerinde oluşan tomurcuklardan ileride kollar ve bacaklar gelişecektir. Annede sabah bulantıları gün içerisinde de sürmeye başlar. Özellikle, çoklu gebeliklerde bulantı çok şiddetli olabilir. Bazı yiyeceklere aş erme olabilir. Bu dönem bebeğin organlarının gelişmesi için kritik öneme sahip olduğundan bu dönemde alkol, bağımlılık yapıcı ajanlar, ilaçlar, perma, saç boyama ve manikürden kaçınılmalıdır. Her annenin hamilelikte en büyük korkusu düşük yapmaktır. Eğer, kanama, batında kramp ve/veya ağrı, gri-pembe doku ya da kan pıhtılarının gelmesi durumunda hemen doktorunuza ulaşın. Ancak, unutmayın ki; her kramp ya da kanama düşük işareti değildir.

7. Hafta

Bebek pirinç tanesi boyuna ulaştı (yaklaşık 8 mm). Kol ve bacakların gelişmesi devam ediyor, henüz parmaklar gelişmedi. Beyin, göz lensleri, burun delikleri, bağırsaklar, pankreas ve bronşlar gelişmektedir.

8. Hafta

Bu dönemde yapılan ultrasonografide kalbin pompalama hareketi görülebilir. Kollarda dirsekler gelişir ve parmaklar oluşmaya başlar. Bacak tomurcuklarında ayaklar belirginleşir ve üzerinde ayak parmaklarını oluşturacak çıkıntılar görülür. Kulaklar, gözler ve burun ucu belirginleşir. Umbilikal kord içinde bağırsaklar gelişmeye başlar. Diş etlerinin altında dişler gelişir.

Annenin rahmi portakal büyüklüğüne ulaşır ve bel çevresinin genişlediği hissedilebilir. Eğer ilk gebeliğiniz ise büyük olasılıkla göstermiyorsunuzdur. Ancak, daha sonraki gebeliklerde kasların ve ligamanların sıkılığını kaybetmesi nedeni ile hamileliğiniz belli olabilir.

9. Hafta

Kıkırdak ve kemikler gelişmeye başlar.  Gözün temel yapısı tamamlanmaktadır ve dil gelişmeye başlar. Bağırsaklar umbilikal kord dışına çıkar ve vücut büyüdükçe karın içerisine yerleşir. El ve ayak parmakları kısadır ve aralarında ağ vardır. Anne adayları bu hafta ikinci kez mens olmadıklarını göreceklerdir. Göğüsler hiç olmadığı kadar dolgundur ve hassaslaşabilirler. Destekleyici sutyen kullanılması hassasiyeti azaltabilir.

10 Hafta

Annenin farkında olamayacağı kadar küçük olmasına rağmen bebek artık hareket etmeye başlar. El bileği, dirsek, diz, omuz ve ayak bileği gibi eklemleri büyük bir kısmı tamamlanmıştır. Sabah bulantıları biraz hafiflemeye başlar. Hamilelik esnasında kan hacmi %40-50 artar. Sonuç olarak, göğüs, bacak ve karın cildinizde venlerin daha belirginleştiğini fark edebilirsiniz.

11. Hafta

Bu hafta itibari ile bebek artık fetus olarak adlandırılır. Bebek gelişiminin en kritik dönemi tamamlandı.  Bu dönem hızlı büyüme dönemidir ve henüz boyu yaklaşık 2,5 cm olan bebek bu hafta sonunda 2 katına çıkacaktır. Bebeğin kafası uzunluğunu yaklaşık yarısı kadardır. Göz kapakları kapanacak şekilde birleşir ve irilerin gelişimi başlar. Bazen bu hafta veya sonraki haftada kan bebek ve rahim arasında dolaşmaya ve plasenta fonksiyon göstermeye başlar.

Anne rahmi greyfurt büyüklüğüne ulaşmıştır. Bazı kokular rahatsız edebilse de bulantıların azalması ile iştahınızın daha iyi olacaktır.

12. Hafta

Bu haftada, fetusa ait hemen hemen tüm organ ve yapılar oluşmuştur. Doğuma kadar bu yapılar büyümeye ve gelişmeye devam edeceklerdir. El ve ayak parmakları ayrılır, saç ve tırnaklar büyümeye başlar.  Genital organlar cinsiyetlerine ait görünümü almaya başlar. Bebek böbrekleri idrar oluşturmaya başlar ve amniyotik sıvı birikmeye başlar. Bağırsak duvarlarındaki kaslar peristalsis denen sindirim hareketlerini yapmaya başlar.

Yaklaşık bu haftada, rahim yukarı ve ileri yönlenir. İyi haber artık mesanenize eskisi kadar baskı yapmayacağından idrar sıklığınızda biraz düzelme olacaktır. Ancak, bu durum üçüncü trimesterde rahim iyice büyüyüp mesane üzerine tekrar oturduğunda geri gelecektir. Sabah bulantıları bu dönemde biraz daha iyidir. Artan kan hacmi nedeni ile baş ağrıları yaşanabilir.

13. Hafta

Bebek büyümeye devam ederken ses telleri oluşmaya başlar. Her gün yüz biraz daha insan yüzüne benzemeye, gözler başın her iki yanından biraz daha birbirine yakın konuma geçmeye başlar. Kulaklar normal yerine geçer. Karaciğer sara salgılamaya ve pankreas insülin üretmeye başlar.

Anne rahim gerildikçe bir miktar karın ağrısı hissedebilir. Bunu sebebi rahminizi tutan ligamanlar büyüyen rahminize ayak uydurmak için gerilir ve buna “yuvarlak ligaman ağrısı” denir.

14. hafta

Bebek yaklaşık 9 cm uzunluğuna ve yaklaşık 30-60 gram ağırlığa ulaştı.  Soluk alma ve verme egzersizlerine başlar. Boyun uzamaya devam ederken çene göğüs duvarına artık yaslanmaz. Eller fonksiyonel olmaya başlar ve bebek onları hareket ettirmeyi öğrenmeye başlar. Bebek bu dönemde tüm besinini plasentadan almaya başlar. Bebek kalp atımı doppler ile işitilebilinir.

Annede bulantı, idrar sıklığında azalma olurken hormonların etkisi ile bağırsak kaslarının gevşemesi ve rahmin bağırsaklar üzerine baskısı nedeni ile kabızlık sorunu ortaya çıkabilir. Lifli gıdaların beslenmeden eksik edilmemesi yardımcı olacaktır.  Göğüs cildindeki venler daha geniş ve belirgindir. Areolaların çapları artar ve renkleri koyulaşır.

15. hafta

Ultrason incelemesi yapılırsa bebeğinizin baş parmağını emdiğini görebilirsiniz. Kemikleri her gün daha sertleşir. Bebeğin cildi çok ince ve transparandır; ciltten kan damarları seçilebilir. Laguna denen çok ince kıl vücudu kaplar ve 26. Gebelik haftasına kadar bebek üzerinde oluşmaya devam eder.

Anne rahmi kalça kemikleri seviyesini geçmeye başlar.

16. hafta

Bebeğin kemikleri sertleştikçe bebek hareketleri hissedilmeye başlar. Eğer aşırı kilolu iseniz, kalın rahminiz varsa veya ilk hamileliğiniz ise bebek hareketlerini hissedemeyebilirsiniz. Bacaklar kollardan daha uzundur ve bebek kol ve bacaklarını sıklıkla hareket ettirir.

17. Hafta

Bebek cilt altı dokuda yağ tabakası oluşmaya başlar. Bu haftada bebek ve plasenta yaklaşık aynı boydadırlar. Bebek emme, yutkunma ve göz kırpma hareketleri yapar.

Anne rahmi göbek deliğinin yaklaşık 3-5 cm alt seviyesindedir. Ortalama 2-4 kilo ağırlıkta artış olabilir.

18. Hafta

Bebek ağırlığı yaklaşık 200-250 grama ulaşır. Mekonyum bağırsak içerisinde birikmeye başlar. Erkek bebeklerde prostat bezi gelişmeye başlar.

19. Hafta

Lanugo ile birlikte bebek cildi üzerinde verniks caseoza oluşur.  Verniks, bebek cildini sıvı ortamdan koruyan beyaz peynirsi maddedir.

20. Hafta

Gebeliğin yarısına gelinmiştir. Bebek yeni doğan kadar uyku ve uyanıklık sürelerine sahiptir. Kafada saç çıkmaya başlar. Kız bebeklerde rahim gelişmeye başlar.

Anne rahmi göbek seviyesine gelir. Göbek ve pubis arasındaki çizgi koyulaşır. Bebek hareketleri daha sık ve kuvvetli olarak hissedilir.

21. Hafta

Hızlı büyüme fazı bu hafta yavaşlamaya başlar.

Anne rahmi göbek deliğinin 1-1,5 cm üst seviyesine ulaşır. Bu haftada ortalama kilo alımı 4,5 – 6 kilo kadardır. Ayak bilekleri ve ayaklar özellikle gün sonunda şişebilir. Bol sıvı tüketin ve ayaklarınız yüksekte dinlenin.

 

 

22. Hafta

Göz kapakları ve kaşlar şimdi oluşur. Beyin hızlı büyüme fazına geçer. Erkek bebeklerde testisler pelvisten skrotuma inişe başlar.

Anne rahmi göbeğin yaklaşık 2,5 cm üst seviyesine ulaşmıştır. Bebeğiniz büyümeye devam ettikçe kilo almaya devam edeceksiniz. Ekstra kilolar sırtınıza yük bindireceğinden düşük topuklu ayakkabılar giyin ve uzun süreli oturma ve ayakta kalmadan kaçının. Oturduğunuz zaman dizlerinizi kalça seviyenizin üstünde tutacak şekilde ayarlayın.

23. Hafta

Bebek ağırlığı yaklaşık 450 grama ulaşır. Bebek vücut oranları giderek daha orantılı olmaya başlar. Orta kulak kemikleri sertleşmeye başlar. Bu haftadan itibaren eğer erken doğum olursa, bebeğinizin hastane bebek yoğun bakım desteği ile yaşama şansı mevcuttur.

Anne rahmi göbek deliğinin yaklaşık 3-3,5 cm üst seviyesindedir ve bebeğin dönme, tekmeleme hareketleri hissedilebilir hatta karnın oynadığı da görülebilir

24. Hafta

Bebekte bu hafta yaklaşık 170 gram ağırlık artışı olur. Bu kas, kemik kütlesi ve büyümekte olan organ ve dokulara bağlıdır. Bebek ağırlığı bu hafta sonunda yaklaşık 600 grama ulaşabilir.

24-28. haftalar arasında gebelik diyabetini tespit etmek amacı ile doktorunuz glikoz tolerans testi isteyebilir. Anne rahmi göbek deliğinin yaklaşık 3,5- 5 cm üst seviyesine ulaşır.

25. Hafta

Omurga yapıları (33 omurga, 150 eklem ve 1000 ligaman) oluşmaya başlar. Akciğer kan damarları gelişir ve burun delikleri açılır.

Rahim futbol topu büyüklüğüne ulaşır ve arka tarafa ve pelvise baskı yaparak aralıklı olarak arkanızda ve bacaklarınızda ve ayaklarınızda ağrı hissetmenize neden olabilir. Bu tarz ağrı olduğunda, dinlenin, pozisyonunuzu değiştirin, ılık duş alın veya ağrıyan bölgeye buz uygulaması yapın.

Gebeliğin 37. haftasından önce erken doğum yaşama riskine karşın bu durumu doktorunuz ile konuşun. Erken doğun belirtileri aşağıdaki listedekiler olabilir ;

  • Mens benzeri aralıklı ya da  sürekli  kramplar
  • Aralıklı ya da sürekli düşük künt sırt ağrısı
  • Pelviste baskı (bebeğin aşağıya bastırdığı şeklinde his)
  • Diyare eşliğinde veya olmaksızın karın krampları
  • Mukuslu Vajinal akıntıda artış
  • Rahim kasılmalarını her 10 dakikada veya daha sık yaşanması (ağrısız olabilir)

26. Hafta

Bebek yaklaşık 900 gram ağırlığa ve yaklaşık 225 mm uzunluğa (baş-popo mesafesi) ulaşır. Akciğerlerdeki hava kesecikleri bu hafta oluşmaya başlar. Akciğerler hava keseciklerinin iç yüzeylerini kaplayacak olan sürfektan madde salgılamaya başlar.  Akciğer gelişimi yanında, beyin görsel ve işitsel sistemlere ait beyin dalgaları oluşturmaya başlar.

Anne rahmi göbek deliğinin yaklaşık 6-6,5 cm üst seviyesindedir. Rahminizin aniden kasılıp daha sonra gevşediğini hissederseniz panik olmayın. Yaşadığınız bu kasılmalara “Braxton Hicks ” kasılmaları ismi verilir. Bunlar normaldir, genellikle ağrısız ya da mens kramplarına benzer hissettirir ve düzensiz aralıklar ile olur.  Bu kasılmalar rahminizi ilerideki doğum eylemi için hazırlayan normal bir süreçtir.

27. Hafta

Bu haftada, beyin hızlı büyümesine devam eder. Akciğerler büyümeye devam eder. Göz kapakları açılır ve retinalar oluşmaya başlar. Bebek bu hafta 1-1,5 cm uzar ve baş-ayak uzunluğu 400 mm uzunluğa ulaşır.

Anne rahmi göğüs kafesine yaklaşır ve bu nedenle akciğerleriniz tam olarak genişleyemeyeceğinden biraz solunum güçlüğü hissedilebilir. Ancak, endişelenmeyin bu bebeğinizin oksijenini engellemez.

28. Hafta

Kafada saçlar uzar , kaşlar ve kirpikler artık mevcuttur. Göz kapakları açılır ve gözler tamamen oluşmuştur. Ağırlık yaklaşık 900 grama ulaşır ve %2-3 yağdan oluşmaktadır. Kas tonusu giderek gelişmektedir. Akciğerler hava soluma kapasitesine erişmiş olsa da bu hafta doğum olması durumunda solunuma yardımcı olacak kadar kuvvetli değildir. Bebek artık annenin sesini algılayabilir, bu nedenle bedeğinizle sık sık konuşmayı ihmal etmeyin.

Anne rahmi göbek deliğinin yaklaşık 7,5 cm üst seviyesindedir. Bu noktada artmış ortalama kilo 8-11 kilo arasındadır.  Normal gebeliklerde doktorunuz 28-36 hafta arasında 2 haftada bir, 36 haftadan doğuma kadar her hafta ziyarete gelmenizi isteyebilir. Bu ziyaretlerde bebeğinizin büyümesi takip edilirken kilonuz, kan basıncınız, idrarda enfeksiyon, şeker ve protein gibi testlere bakılacaktır. Doğum yaklaştıkça, bebeğin pozisyonu kontrol edilir ve vajinal muayene ile serviks genişlemesi kontrol edilir.

Pre-eklampsi, yükek tansiyon, gestasyonel diyabet, plasenta previa gibi riskli durumlarda ziyatret sıklığını artıtılması istenebilir.

29. Hafta

Bebeğin kafası vücudun gerisi ile orantılıdır.  Cilt altında yağ birikmeye devam eder. Beyin primitif solunumu ve vücut sıcaklık kontrolünü sağlayabilir ve gözler hareket edebilir. Bebek ışığa, sese, kokuya ve tada duyarlı hale gelir.

Annede kaşıntılı cilt, solunum sıkıntısı, hemoroid, bacak krampları , reflü ve ağrılı kaslar sıkıntılı olabilir.

30. Hafta

Bebek yaklaşık 1350 grama ulaşır. Lanugo kaybolmaya başlar. Göz kapakları açılır ve kapanır. Ayak tırnakları uzamaya başlar. Kemik ilikleri kırmızı kan hücreleri yapmaya başlar.

Hamileler için en iyi uyuma pozisyonu sol yan üzerine uyumaktır. Ana atar damar ve toplardamarlarınız orta hattan biraz sağa yerleşmiş olduklarından sol yanınıza uzanmanız/uyumanız bu damarlardaki kan akımını engellenmesine izin vermez.

31. Hafta

Büyüme bir miktar yavaşlamaya başlar. Beyin hızlı bir gelişim sürecine girer. Tamamen gelişmiş tek organ akciğerlerdir. Erkek çocuklarda testisler skrotuma inmeye başlar.

Rahim gerildikçe karında ağrılar hissedilebilir. Anne rahmi göbek deliğinin yaklaşık 11-11,5 cm üst seviyesindedir. Bebeğin kemikleri büyümeye devam ettiğinden ve sertleştiğinden kalsiyum ihtiyacınız daha da artmıştır. Diyetinizin kalsiyum, protein, demir ve folik asitten zengin olmasına özen gösterin.

32. Hafta

Bebek 1800 grama ulaşır ve beş duyu da fonksiyoneldir. Ayak tırnakları tamamen gelişmiştir ve kafadaki saç uzamaya devam eder.

Anne rahmi göbek deliğinin yaklaşık 12-13 cm üst seviyesindedir ve iç organlara yaptığı baskıdan ötürü anne yemek borusunda yanma, kabızlık, hazımsızlık ve solunum güçlüğü yaşayabilir. Kabızlık için bol su ve lifli gıdalar tüketin. Yemek borusunda yanma ve hazımsızlık için sık küçük öğünler yiyin.

33. Hafta

Bu haftada amniotik sıvı hamileliğin en üst seviyesindedir. Miktarı artık doğuma kadar değişmez. Hızlı beyin büyümesi bebeğin kafa uzunluğunu yaklaşık 1 cm arttırır.  Cilt altında yağ birikmeye devam ederek cilt rengini kırmızıdan pembeye çevirir.

Anneler haftada yaklaşık 450 gram kilo almaya başlar. Hafif ödem normaldir ancak ciddi baş ağrısı olması, vücutta özellikle yüzde hızlı artan ödem olması, bulantı, kusma olması durumunda hemen doktorunuza ulaşın. Pre-eklampsi denilen ödem, yüksek kan basıncı ve idrarda protein ile karakterize hamileliğin ciddi komplikasyonu olan bir hastalık gelişiyor olabilir.

34. Hafta

Bebek yeni doğan gibi uyanıkken gözlerini açar, uyurken gözlerini kapar. Bağışıklık sistemi gelişmeye başlar.

Önce yaşanılan Braxton Hicks kasılmaları yoğulaşabilir. Genellikle ağrısız ve ritmik değildir.

35. Hafta

Ortalama bebek ağırlığı yaklaşık 2500 gramdır. Erkek bebeklerde testisler skrotuma inişini tamamlar.

İzleyen haftalarda doktorunuz serviks muayenesi ile açılma miktarını ve bebeğin pozisyonunu takip eder. Doğum esnasında bebeğin geçişi için serviks gerilir, incelir  ve açılır (dilate olur). Serviks açıklığı 10 cm olduğunda tamamen dilate olmuştur.

36. Hafta

Bebek doğum kanalına her an inebilir. Diz ve dirseklerdeki yağ çukurlaşır ve boyun ve bileklerde kıvrımlar oluşur.

Ortalama anne kilo artışı 11-14 kilo kadardır. Yaklaşık anne günlük kalori ihtiyacı 2400 kaloridir.  Yaklaşan doğum öncesinde doğum belirtilerini bilmek gerekir. Bunlar ;

  • Mens benzeri aralıklı ya da sürekli kramplar
  • Aralıklı ya da sürekli düşük künt sırt ağrısı
  • Pelviste baskı (bebeğin aşağıya bastırdığı şeklinde his)
  • Diyare eşliğinde veya olmaksızın karın krampları
  • Mukuslu Vajinal akıntıda artış
  • Rahim kasılmalarını her 10 dakikada veya daha sık yaşanması (ağrısız olabilir)

37. Hafta

Ortalama bebek ağırlığı yaklaşık 2950 gramdır. Bebek solunum hareketlerini pratik eder. Işığa doğru yönelme yapar.   Vajinal akıntı artabilir ve daha fazla servikal mukus içerir. Bebek makat pozisyonunda ise doktorunuz sezaryan önerebilir.

38. Hafta

Bebek ağırlığı günlük 28 gram artabilir. Bebeğin bağırsaklarında çok miktarda mekonyum birikmeye başlar. Bebeğin baş ve karın çevresi aynı boyuta gelir.

Yalancı doğum kasılmaları düzensizdir ve çok ağrılı olabilir. Bu kasılmalar sırt, alt karın ve pelvis gibi vücudun değişik kısımlarında hissedilebilir.  Gerçek doğum kasılmaları rahmin hemen üzerinde başlar ve tüm rahime, alt sırt bölgesi ve pelvise yayılır. Gerçek doğum ağrıları giderek güçlenir ve ağrılı olur, pozisyon değiştirmek ile azalmaz.

39. Hafta

Lanugo’nun tamamen kaybolur. . Akciğerlerde sürfektan madde üretimi artar.  Ortalama bebek ağırlığı yaklaşık 3150 gramdır.

Anne rahmi göbek deliğinin yaklaşık 16,5-20  cm üst seviyesindedir.

40. Hafta

Ortalama bebek ağırlığı yaklaşık 3400 gramdır ve ortalama boyu 50 cm dir. Verniks büyük ölçüde kaybolur. Vücudun %15 ‘i yağdır.

OSTEPOROZ ÖNLENEBİLİR Mİ?

boneEsas olarak kemiğin biyolojik doğasında sürekli yapım ve yıkım süreçleri mevcuttur. Bu denge erken yaşlarda yapımın ön planda olması lehine iken ileri yaşlarda yıkımın ön planda olması lehinedir. Normal bireylerdeki kemik yoğunluğu 30’lu yaşlara kadar en üst düzeyine ulaşırken ilerleyen yaş ile birlikte yoğunlukta yıkımın ön plana geçmesi ile azalma başlar. Yaşam boyunca kadınlarda %45-50, erkeklerde %20-30 oranında kemik kaybı oluşur. Menopoz öncesi kemik kaybı yılda %0.3-0.5 iken, menopoz sonrası yılda %2-5’dir. Bu nedenle, kemik yoğunluğunu erken yaşlarda en üst düzeylerde tutulması ilerleyen yaşlarda osteoporoz riskini, osteoporoza bağlı kırıkların sıklığını azaltırken hastalığın daha geç ortaya çıkmasında yardımcı olacaktır.

seOsteoporozun ortaya çıkmasında genetiğiniz, beslenme alışkanlığınız, düzenli  egzersiz yapıp yapmamanız , tıbbi hastalıklarınız, sigara ve alkol alışkanlığınızın olup olmaması önemli rol oynar. Beslenme ile yeterli gerekli kalsiyumun alınması kemiklerde kalsiyumun tutulmasını ve biriktirilmesini sağlar. Vücutta yeterli vitamin D miktarları kalsiyumun vücuda alınmasında ve kemik metabolizmasında önemli rol oynar. Erken yaşlarda başlanan düzenli egzersizlerin kemik gelişiminde ve genel sağlık açısından önemli faydaları vardır. Dikkat edilmesi gereken iki nokta ; menopoz öncesi dönemde aşırı egzersiz amonere yaparak düşük östrojen nedeni ile kemik kaybını hızlandırır ve menopoz sonrası ileri kemik yoğunluğu düşük bayanlarda egzersiz kırık oluşturabilecek potansiyel travmaya neden olabilir.

Aşırı tiroid hormon kullanımı (hipotiroidi nedeni ile) yada hipertiroidizmde kemik yoğunluğunda azalma olur.  Yine, romatolojik, alerjik hastalıklar gibi belirli hastalıklar nedeni ile steroid kullanımı kemik kaybına neden olur.  Sigara östrojen üzerine azaltıcı etki ile alkol kullanımı doğrudan kemik üzerine toksik etki ve beslenme yetersizliği yaparak kemik yoğunluğunu azaltmaktadır.

MENOPOZ

Yunanca “men” (ay) ve “pausis”(sonlanma, bitme) kelimelerinden köken alan menopoz kadınlarda adet sürecinin ve dolayısı ile doğurganlık sürecinin sona  ermesini simgeler ve yaşlanmasının doğal bir sürecidir. Ani bir olay olmayıp geçiş gösteren bir süreçtir. İlk belirtilerin görüldüğü klimakter başlangıcından sonra son adet kanamasının görüldüğü zamana kadar geçen sure premneopoz (menopoz öncesi dönem) olarak tanımlanır. Bu geçiş döneminden sonraki yaşam süreci postmenopoz (menopoz sonraki dönem) olarak  tanımlanır ki genel olarak kadın hayatının ortalama 1/3’ü menopozda geçer.

Menopoz süreci kadınlarda  ortalama 45–55 yaş arasında başlar.  45 yaştan önce menopoz “erken menopoz ” olarak tanımlanırken 40 yaştan once menopoz “prematür menopoz” olarak tanımlanır.

Menopoz esas olarak yumurtalık fonksiyonlarının sona ermesi kadınlık hormonu olarak bilinen östrojenin salgılanmasının azalmasını ifade eder. Her ne kadar doğal bir süreç olsa da bu süreçteki  fizyolojik belirtilerin ve ortaya çıkan vücuttaki değişikliklerin kadın genel yaşam kalitesi ve ruh hali üzerine olumsuz etkisi olabilmektedir. Bu nedenle, tedavi gereksinimi olabilen bir hastalık olarak da kabul edilir.

Menopoza girmekte olan kadınlarda önce yumurtlamanın azalmasına bağlı olarak düzensiz ve miktarı değişebilen adet kanamaları, aralıklı ateş basma ve terlemeler, psikolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar. Daha sonra yakınmalar giderek artar ve adet tamamen kesilir. 1 yıl adet kanamalarının olmaması menopoz tanısı için yeterlidir. Bu dönemde kadınlarda görülebilen belirtiler ağaşıda özetlenmiştir ;

  • Vasküler Değişiklikler
    • Sıcak basmaları
    • Gece Terlemesi
    • Kalp çarpıntısı
  • Ürogenital Değişikler
    • Atrofi (Vajinal atrofi) Vulva, vajina mukozlarının incelmesi
    • Kuruluk
    • Kanama
    • Sulu akıntı
    • İdrar sıklığı
    • İdrar kaçırma
    • Ani idrar sıkışıklıkları
    • İdrar yolu enfeksiyonlarına yatkınlık
  • İskelet ve kas sistemi belirtileri
    • Sırt ağrısı
    • Eklem ve kas ağrısı
    • Osteopeni, Osteporoz
  • Cilt, yumuşak doku belirtileri
    • Meme dokusunda atrofi
    • Cilt elastisitesinde azalma
    • Ciltte kaşınma, karıncalanma, yanma, iğne batma hissi
    • Cilt incelmesi, ciltte kuruluk
  • Psikolojik Belirtiler
    • Depresyon, ansiyete
    • Yorgunluk hissi
    • Sinirlilik hali
    • Konsantrasyon problemi
    • Ruh halinde bozulma
    • Uyku problemleri
  • Cinsel Belirtiler
    • Ağrılı cinsel ilişki
    • Azalmış istek
    • Orgazm güçlüğü

Menopoz belirtilerinizin değerlendirmesi için aşağıdaki Greene Klimakterik Skalası kullanılabilirsiniz.

OSTEOPOROZDA TANI

Tanı için en yaygın kullanılan yöntem DEXA olarak isimlendirilen bir incelemedir. Bu inceleme kemik yoğunluğu  hakkında mükemmel doğruluk ve kesinlik ile düşük radyasyon kullanarak daha kısa sürede değerlendirme yapabilmektedir. Sıklıkla lomber omurga, dominant olmayan kalça kemiği kullanılır. Testten ayrıca “Z” ve “T” skorları elde edilir. Z skoru hastanın kırık oluşma riskini değerlendirirken T skoru hastanın yaşı dışında diğer faktörlere bağlı olarak kemik yoğunluğunu değişmesini değerlendirir.  Z skorunun ortalama ile 1 Standard Sapma (SS) arasında olması normal, 1-2,5 SS arasında olması osteopeni (kemik yoğunluğunda azalma) ve 2,5 SS’in altında olması osteoporoz olarak tanımlanır.

Perinatoloji Nedir?

Sorunlu gebeliklerin belirlenmesi, tanısı ve tedavisini yerine getiren bir uzmanlık alanıdır. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olduktan sonra, ek olarak en az 3 yıl süre ile bu konuda yan dal uzmanlık eğitimi almak gereklidir.

Hem anne hem de bebeğin sağlığı ile ilgilenen bilim dalıdır. Amaç riskli durumları belirlemek ve buna göre takip ve tedaviyi planlamaktır.
Riskli gebelik çok geniş bir kavramdır. Risklerin önemli bir kısmını; genetik yapı, yaş ve yaşam tarzımız belirler. Bazı riskleri yaşam tarzımızı değiştirerek azaltabiliriz.(Sigara içmek, kilo, ilaç kullanımı, egzersiz, stres gibi). Aslında az veya çok bütün hamileleri ilgilendiren riskler vardır. Önemli olan daha yüksek risk grubundakileri belirlemek ve varsa önlem almaktır. Bu değerlendirmeyi aşağıdaki bilgilerin ışığında daha etkin yaparız;

  • Yaş
  • Önceki gebeliklerdeki öykü(Düşük, erken doğum, şeker, tansiyon, anormal bebek vb)
  • Hamilenin tıbbi özgeçmişi(Hastalık, ameliyat, allerji)
  • Mevcut sağlık durumu
  • Aile öyküsü
  • Fetusun (Anne karnındaki bebeğin durumu)
  • Kromozom ya da gen hastalıkları riski
  • Gelişme geriliği
  • Organ anomalileri
  • Kan uyuşmazlıkları
  • İkiz – çoğul gebelikler
  • Amnios sıvısı anomalileri
  • Plasenta yerleşim anomalileri
  • İri bebek
  • Kalp gelişim anomalileri
  • Down Sendrom riski
  • Fetal damar-kan dolaşım problemleri
  • Akciğer sıvı toplanmaları
  • Kemik gelişim problemleri
  • Annenin enfeksiyonlarının bebeğe yansıması
  • Yüz ve beyin gelişim sorunları
  • Duruş anomalileri
  • Böbrek gelişim ve idrar yolu sorunları
  • Fetusta kist oluşumları
  • Fetal tümörler